Üst Kattaki Katil

Posted by PearL | Tuhaf Olaylar | Salı 10 Şubat 2009 08:06

Büyük bahçeli bir villada yaşayan genç bir çift çocuklarını bakıcıya bırakıp dostlarının verdiği bir partiye gitmiş. Bakıcı kız çocukları yatırdıktan sonra televizyon seyretmeye başlamış. Bir ara telefon çalmış. Kızcağız telefonu açtığında karşısında hırıltılı bir sesle konuşan biri varmış: Şu an üst katta çocukların başucundayım. Sen de gelsene buraya. Huhahuha! Kız . feci korkmuş haliyle. Ama kendini Kesin salak bi telefon şakası bu diye düşünüp sakinleştirmeye çalışmış ve televizyonun sesini sonuna kadar açmış. Telefon tekrar çalmış. Aynı hırıltılı ses yine o histerik kahkahasını attıktan sonra Çocukların yanındayım. Hadi sen de gel yukarı demiş. Kız daha da korkmuş ve santrali arayarak durumu anlatmış. Santralde iyi bi kadın varmış Adam sizi aradığında bir’kaç dakika konuşturun. Numarayı tespit eder sonra da polise bildiririz diyerek kıza yardımcı olmuş. Bakıcı kız telefonu kapatır kapatmaz hemen çalmış telefon. Aynı ses yine aynı sözleri tekrar etmiş. Kız konuşmayı uzatmaya çalışmış ama sapık anlamış bunu ve hemen telefonu kapatmış. Bir’kaç . dakika sonra tekrar çalmış telefon arayan santral memuresiymiş ve panik durumdaymış: Hemmen kaç oradan! Arayan numaranın da adresi aynı. Yukarıda bir telefon hattı daha var demek ki! Kız koşşa koşşa kaçmış evden. Bu arada santraldeki kadın polisi olaydan haberdar etmiş bile. Polisler birkaç dak’kada adrese gelip eve girmiş. Gerçekten de . üst katta elinde kocaman bi kasap satırı olan bir katil yakalamışlar. Üst kat pencerelerinin birinden eve giren sapık katil iki çocuğu öldürdükten sonra o telefonları etmeye başlamışmış. alıntıdır

Doberman Ve Hırsız

Posted by PearL | Tuhaf Olaylar | Salı 10 Şubat 2009 08:03

Newyork’un batısında yaşayan bi kadın akşam alışverişini yapıp eve dönmüş. İçeri girdiğinde arka kapının açık olduğunu görmüş ama üzerinde durmamış. Burası herkesin birbirini tanıdığı sakin küçük bi kasabaymış ve insanlar kapılarını pek kilitlemezlermiş bile. Kadın elinde paketlerle mutfağa girdiğinde Doberman cinsi köpeğinin acıdan kıvrandığını farketmiş. Sanki hayvanın boğazında bi’şey varmış da onu çıkarmaya uğraşıyo gibiymiş. Köpeğini hemen arabaya koyup veterinere götürmüş. Veteriner de tanıdıkmış zaten “Sen eve dön işine bak ben nesi olduğuna baktıktan sonra eve bırakırım köpeğini” demiş.
Kadın eve döndükten kısa bi süre sonra telefon çalmış. Arayan veterinermiş ve sesinde gizleyemediği bi heyecan varmış “Evin içinde olağanüstü bi’şey farkettin mi?” diye sormuş. Kadın da herşeyin normal göründüğünü söylemiş. Ama telefonu kapattıktan sonra içine kurt düşmüş sağı solu daha dikkatli incelemeye başlamış. Üst kata çıktığında merdivende ve duvarlarda kan izleri olduğunu görünce hemen veterineri aramış ve durumu anlatmış. Adam da “Vakit kaybetmeden polisi ara. Ben de oraya geliyorum. Sanırım eve davetsiz bi misafir girmiş. Köpeğinin boğazından iki tane siyah yarım insan parmağı çıkardım” demiş. Polis geldiğinde kısa bi araştırmadan sonra zenci hırsızı evin bodrumunda kaybettiği kandan ötürü baygın halde yatarken bulmuş.
alıntıdır

Mısır Tarlasında

Posted by PearL | Tuhaf Olaylar | Salı 10 Şubat 2009 08:01

Köyün birinde genç bir kadın yalnız başına mısır tarlasında çalışırken kolunu bir mısır kabuğu kesmiş. Kesik bayağı derinmiş. Kolunda şiddetli bir kanama başlamış. Kadıncağız da kan görmeye dayanamazmış. Hemen oracıkta olduğu yere bayılıvermiş. Bir süre sonra ayılmış ve evine dönmüş.

Aradan epey bir zaman geçmiş. Kadının yarası kapanmış ama kolu şişmeye başlamış. Sürekli bir karıncalanma hissi varmış kesiğin olduğu yerde. Durum böyle olunca kadını doktora götürmüşler. Doktor muayene etmiş ama bir şey bulamamış. Kesiğin mikrop kaptığını bunun sonucunda da deri altında iltihap oluştuğunu düşünerek şiş bölgeyi kesip içindeki iltihabı akıtmaya karar vermiş. Şişkin yere neşteri vurmasıyla kadının kolundan binlerce minik akrep dışarı fırlamış. Tabii kadın oracıkta kafayı yemiş.
Meselenin aslı sonradan anlaşılmış. Meğer mısır tarlasında kadın baygınken bir akrep kadınının kesik koluna yumurtalarını bırakmış. Minik akrep yavruları da yumurtalarından çıkmış ve kadının kolunda gelişmeye başlamış. Gerisi de malum işte. Kadıncağız hala akıl hastanesinde `Kolum şişti kolum şişti` . diye dolaşıyormuş
 alıntdır

Genç Bilim Adamının Ispatı

Posted by PearL | Tuhaf Olaylar | Salı 10 Şubat 2009 07:54

Greater Idaho Falls` bilim fuarında bir lise öğrencisi, yöre insanlarını hazırladığı projeyi imzalamaya davet etti.
Delikanlı; `dihydrogen monoksıde` adlı maddenin kullanımının tümüyle yasaklanmasını, mümkün olmadığı takdirde çok sıkı kontrolünü istiyordu.
Maddenin zararlarını duvarlara astığı afişle açıklıyordu:
1- Yoğun terlemelere ve kusmalara sebep olabilir.
2- Doğaya büyük . zararlar veren asit yağmurlarının ana unsurudur.
3- Gaz haline geçmiş hali, çok ciddi yanıklara sebep olabilir.
4- Kazara solunması, ciğerlere dolması ölüme yol açar.
5- Erozyona yol açar.
6- Otomobil frenlerinin etkinliğini azaltır.
7- Ölümcül kanser tümörlerinin hepsinin içinde bulunmuştur.
Bir saat içinde tam 50 bilim fuarı meraklısı insan, delikanlının kampanya açtığı standı ziyaret etti. 43 kişi yasaklama isteğini şiddetle desteklediler. 6 kişi kararsız kaldı. Sadece bir kişi yasaklanması istenen `dihydrogen monokside`nin H2O yani hayatın can damarı `su` olduğunu söyledi. Delikanlının bu projesi `ne kadar kolay aldatılabiliyoruz` yarışmasının birincisi ilan edildi…!
Delikanlı:
`Amacım, kolayca saptırılmış, saçma bilimsel cümleciklerle insanların nasıl yanlış koşullandırılabileceklerini göstermekti` dedi.
 alıntıdır

Titanic’i Batıran MumYa

Posted by PearL | Tuhaf Olaylar | Salı 10 Şubat 2009 07:51

Titanicin sahibi The White Star Line diye bi şirketmiş. Bu firmanın ortaklarından olan Sir James Coleun babası, vakti zamanında, Mısırda Ramses mumyasının kazılarına katılan 70 kişiden biriymiş. Bu yüzden ailesiyle birlikte sonsuza dek lanetlenmiş. Mister Cole, kazılardan kısa bi süre sonra diğer arkadaşları gibi esrarengiz bi şekilde hastalanıp ölmüş. Üstelik cenazesini taşıyan gemi de Akdenizde kaybolmuş.

Oğlu James ise hayatı boyunca bu lanetten nasibini almış. Annesi ve kız kardeşini evlerinde çıkan bi yangında kaybetmiş. 18 yaşına kadar yetiştirme yurdunda yaşamak zorunda kalmış. Yine de başarılı bi iş adamı olup, The White Star Line adlı bir deniz taşımacılığı şirketine ortak olmuş. Ancak babasının katıldığı kazının 20inci yılında şirketin gemileri tek tek talihsiz kazalar geçirmeye ve batmaya başlamış.

Şirket bi türlü kazaların önünü alamamış. Üstelik basın da üzerine geliyor, her gün boy boy eleştiri yazıları çıkıyomuş. Şirketin zararı feci boyutlara ulaşmış. The White Star Line son kozunu oynamaya karar vermiş. Tüm mal varlığını üç büyük, süper lüks gemiye yatırmış. Bu gemilerin adları Olympic, Titanic ve Britannicmiş.

Bu üç geminin de üzerinde bi lanet varmış. İlk gemi Olympic, 1911de, Atlantik Okyanusu da bi buzdağına çarpmış. Tamir için getirildiği tersanede çıkan bir yangında da tamamen yanmış. Titanic illegal bir şekilde mumya taşıdığı söylentilerine rağmen 1912 yılında ilk seferine çıkmış. Titanicin trajik hikayesini herkes bilir; onun da yoluna bi buzdağı çıkmış. Britannic ise 1. Dünya Savaşı sırasında Atina açıklarında, 1916 yılında meydana gelen bi patlamada batmış. Kısa süre sonra The White Starline şirketi denizcilikten çekildiğini açıklamış.

James Coleun babasının katıldığı kazıda mumyası . çıkartılan Ramsesin laneti ise şöyleymiş: “Beni yerimden oynatan herkesi sulara gömeceğim”.

alıntıdır

Mona Lisa’nın Yüzündeki Sır

Posted by PearL | Tuhaf Olaylar | Salı 10 Şubat 2009 07:49

Bilim adamları Leonardo da Vinci in ünlü Mona Liza ın yüzündeki gülümsemesini çözümledi. Milyonlarca insanı büyüleyen yüzde meğer ne anlamlar varmış…

Leonardo da Vinci in ünlü Mona Lizasının gülümsemesi \çözümlendi\. Bilim adamları, gülücüğün yüzde 83 oranında mutluluk, yüzde 9 küçümseme içerdiği sonucuna vardı.

Amsterdam üniversitesi uzmanları, 500 yıldır sırrını koruyan Mona . Lizayı duyguları, analiz edebilen bir bilgisayar yazılımıyla inceledi.

New Scientist dergisinin haberine göre, yazılımda kullanılan algoritma, Mona Liza ın yüzündeki ifadede yüzde 6 korku, yüzde 2 de öfke tespit etti.

Yazılım; dudak kıvrımı, göz kenarındaki kırışıklıklar gibi ana yüz hatlarını insandaki temel 6 duyguyla harmanlayarak sonuç üretiyor .

alıntıdır

Tutankamo’nun Sırrı

Posted by PearL | Tuhaf Olaylar | Salı 10 Şubat 2009 07:46

Mısır’ın efsanevi firavunlarından Tutankamon’un kolyesindeki taşların
Dünya dışından kaynaklanan bir patlamayla yeryüzünde oluşmuş bir cam
olduğu düşünülüyor.

Mısır’ın başkenti Kahire’deki Mısır Medeniyetleri Müzesi’nde 1996
yılında araştırma yapan İtalyan arkeolog Vincenzo de Michele,
Tutankamon’un sarı-yeşil renkli bir kolyesini incelemeye aldı. De
Michele, değerli bir taş olduğu var sayılan bu kolyenin aslında
camdan olduğunu ve Mısır uygarlığından dahi çok daha önce yapıldığını
ortaya çıkardı. Bu tespit Mısır arkeologları arasında şaşkınlık
yarattı. Mısırlı jeolog Ali Bereket de söz konusu camın, doğada Sahra
Çölü’nün gözden ırak bir bölgesinde kumun içine karışmış şekilde
bulunduğunu ortaya çıkardı.

Tutankamon’un kolyesini süsleyen bu taşın nereden geldiği, kimler
tarafından şekillendirildiği ise bir soru işareti olarak kaldı.

DÜNYA DIŞINDAN KAYNAKLI
Avusturyalı astronom Christian Koeberl, söz konusu camın ancak çok
yüksek bir sıcaklıkta meydana gelebileceğini, bu sıcaklığa ise
yeryüzünde ulaşmanın mümkün olmadığını öne sürdü. Koeberl, camın
uzaydan Dünya’ya geldiğini iddia etti. Ancak, camın bulunduğu bölgede
meteor düşmesine kanıt sağlayacak herhangi bir bulgu yoktu.
Mısırlı uzman Ali Bereket Tutankamonun kolyesindeki taşın aslında
Sahra Çölü de bulunan bir cam olduğunu ortaya çıkardı.

ABD’li jeofizikçi John Wasson ise camın solüsyonunun Sibirya menşeili
olduğunu öne sürdü. Wasson, uzaydan gelen göktaşlarının daha önce
gökyüzünde şiddetli patlamalara yol açtığını ve benzer bir patlamanın
da Mısır çöllerinde gerçekleşmiş olabileceğini belirtiyor.

ATOM BOMBASINDAN DAHA GÜÇLÜ OLMALI
İlk atom bombası için 1945 yılında yapılan denemelerde yapılan
patlamalardan sonra New Mexico Çölü kumlarında incecik bir can
tabakası meydana gelmişti. Ancak Mısır Sahra Çölü’ndeki kumlardaki
cam tabakasını atom bombası deneylerinin yarattığından çok daha
kalın. Bilim insanları, çölde atom bombasının etkisinden daha kalın
bir cam tabakası yaratacak patlamanın ne olduğunu sorguluyor.
Tutankamonun yüzü şimdiye dek bulunana heykeller ölçü alınarak
bilgisayarda yeniden yaratılmıştı.

Böylesine bir patlama ilk kez 1994’te, Shoemaker-Levy kuyrukluyıldızı
Jüpiter’le çarpıştığında meydana geldi. Hubble Teleskobu bu
çarpışmada Jüpiter’in atmosferinde oluşan şimdiye dek bilinen en
büyük ateş topunu gözlemledi.

TARİHTE ÖRNEĞİ VAR
John Wasson, Güneydoğu Asya’da 800.000 yıl önce gerçekleşmiş doğal
bir patlamada Sahra Çölü’nde meydana geldiği düşünülen patlamadan çok
daha büyük bir etki yarattığını ortaya attı. Bu patlamadan sonra da
750 kilometre kare’ye yayılan bir alan yüzeyinde cam tabaka bıraktı.
Patlamada herhangi bir krater deliğinin olmaması göktaşı ihtimalini
de devre dışı bırakıyor. Wasson, bu patlama esnasında bölgedeki
insanlar dahil tüm canlıların da öleceğini vurguluyor.

Wasson’a göre, benzer bir olay Sibirya’nın Tunguska bölgesinde de
gerçekleşti; hatta Hiroşima’ya atılan bombanın da benzer bir etkisi
olmuştu.

PATLAMANIN KAYNAĞI SORU İŞARETİ
Sandia Ulusal Laboratuvarı’nda görevli Mark Boslough, Jüpiter’i
etkileyen söz konusu dev patlamayı süperbilgisayarda Dünya için bir
simülasyonunu yaptı. Boslough, böylesi bir patlamanın yüzeyde 1.800
santigrat derece bir sıcaklık yaratacağını vurguluyor.
Mark Boslougha göre Tutankamonun kolyesindeki camın oluşması için
atom bombasının on binlerce katı büyüklüğünde bir patlamanın
gerçekleşmiş olması gerek.

Simülasyonda böylesi bir patlamanın Sahra Çölü’nde bulunan ve
Tutankamon’un kolyesini süsleyecek kalınlıkta bir camın da meydana
gelebileceği ortaya çıktı. Simülasyonla ilgili olarak Boslough
şunları söyledi; “Tutankamon’un kolyesindeki camın oluşması için atom
bombasının tesirinin on binlerce katı bir patlamanın meydana gelmiş
olması gerekiyor. Şimdi esas soru bu şiddete ulaşacak patlamanın
yeryüzündeki kaynağı nedir?”
alıntıdır

Azrailin Tebessümü

Posted by PearL | Tuhaf Olaylar | Salı 10 Şubat 2009 07:44

Hayatta tek istegi idi belkide bu kendine bir sevgili bulmak saatlece onunla başbaşa vakit geçirmek .Kendine güven veren birini çok aradı özellikle onsekiz yaşında diger genç kız arkadaşları gibi heyecanlı ürperek anlatamadı aşk masallarını.Yaşadıgı yer çok küçük postmodern bir kasaba idi böyle şeyler çok laf olurdu insanlar baylırdı dedikodu yapmaya ama onun umrunda bile degildi.Çocuklugunu yaşayamamış genç bir kız ne yapabilirdiki bu kasaba hem birini sevse sevdiği insan onu sevebilecekmiydi ??.Amansız bir hastalıkla mücadele ediyordu doktorların söylediklerine gibi ömrünün son demi artık son günleri idi yaşadıları.Tıp yetersiz kaldı yapılacak hiç bir şey yoktu artık bir muciziye inamak vaktiydi belki yarın ölecekti.Kim ne yaptıysa yüzünü güldüremezdi bir sevgiliden başka zengin bir ailenin kızydıda ama nafile her şey boş .Aile büyükleri genç kızı herşeye hazırlamak için bir bir doktor arayama başladıklar tadevi bahane edecekler doktor hergün gelip gidecek genç kız kendini daha iyi hissedecekti.Derken doktoru buldular doktor genç kızın durumu iyice dinledikten sonra teklifi kabul ettin ve kızın odasına çıktı.
__Bak küçük hanım çok hasta oldugunu biliyorum hatta ömrünün çok uzun olmadıgını kabul etmiş ve anlamış oldugunu biliyorum .Ama şu bilmelisin ki seni Yaratandan ümit kesilmez .Bunu kabul etmeni ve her gece dua etmeni istiyorum .. dedi
___Ama ben hiç dua etmedim nasıl dua edilir bilmem..
___Dua etmenin bir biçimi kriteri şekli yoktur seni yaratana tüm benliğinle yalvarmaktır..dedi ve Hz musanın bir hikayesini anlatarak devam etti..
___Bir gün firavun musaya demişki yarın tümm halkı toplayalım ve hangimizin Tanrısı büyük gösterelim bir mucize sen göster bir mucizede ben demiş..Musa o kadar emin ki bir mucize göstereceginden sesini çıkarmamış bile firavunsa yarın tüm nehirleri tersine akıtacagını söylemiş.Öbür gün sabah uyandıklarında tüm nehirler tesine akmakta ..
Musa:
__ Tanrım ben senin elçinim neden bana yardım etmek yerine firavuna yardım ettin sabah uyandıgımda gördümkü nehirler tersine akıyor bu anlamak istiyorum..
İlahi bir ses (be . musa sen sabahlara kadar yattın uyudun firavun ise dua etti ben dua edenin duasını kabul ederim ) demiş
Bu hikaye genç kızın çok hoşu gitmiş ve o günden sonra her gece kalkıp dua etmeye başlamış.Gel zaman git zaman doktorla o kadar iyi arkadaş olmuşlarki doktor onu tekrar hayata baglamış .Genç . kız birdenbire bir gün doktora ölürken canını almaya gelecek azrailin nasıl olacagını sormuş..
__Azrail o kadar yakışıklı ki bunu sana tarif edemem ama onu görünce belkide aşık olacagın delikanlı sanacaksın..
Aradan günle geçmiş doktor bir master için Amerikaya gitmet zorunda kalmış döndüğünde tam üç ya olmuştu.Kızı merak etti eve onu ziyarete giitiğinde kapıyı evin hizmetçisi açtı kızı sordugunda hizmetçi onu içeri kabul etti ..
___Son nefesinde ben yanındaydım söylediği iki şeyi çok iyi hiisettim size ona dua etmesini öğretiğiniz için teşekkür etti.Her gece azrailin hayal ettiği gibi olması için dua etmiş ve doktora söyleyin azrail onun dediğinden ve benim beklediğimden çok güzelmişşşş

alıntıdır

Kim Bunlar ?.. Neden Geliyorlar?….Ne İstiyorlar?..Resmi Kayıtlara Geçen Tuhaf Olaylar… 1

Posted by PearL | Tuhaf Olaylar | Çarşamba 26 Mart 2008 23:13

YER: Güzelyurt Lefkoşa KKTC

39. MKNZ.P.Tüm.3ncü Top.Tb.Kh.ve Hiz.Bl.
39. MKNZ.P.Tüm.3ncü Top.Tb.2nci Batarya

TARİH: Temmuz 2004

Sıcağın tümüyle bunalltığı bir gece yarısı Kh. Hiz.Bl.’nde nöbetteyiz..saat gecenin 2 sini geçmiş…yarı uykulu sırtımızı ağaca dayamış bir halde yeni nöbetçileri bekliyoruz..

Bir anda uzaklarda 2 nci batarya taraflarında AMM (Acil Müdehale Mangası) düdüğü duyuluyor..irkiliyoruz…neler oluyor…

Tuhaf Bir bekleyişten sonra uzaklarda bir koşuşturmaca başlıyor..biz de panik halindeyiz ne yapacagımızı şaşırıyoruz..Birilerimi girdi askeri bölgeye neler oldu..Aşağılarda koyu karanlığın egemen olduğu derelerde koşuşturmaca devam ediyor…

Sonra yeni nöbetçiler geliyor nöbet değişimi yapıyoruz..Yaşanan olayları merak ederek koğuşlarımıza gidiyoruz..

Belki yarın bu yaşananları öğreneceğiz….

2 nci Bataryanın Yazıcısı anlatıyor:

Gece 1-3 nöbetindeyim benzinliğin içinde oturuyorum silahı duvara dayadım kapı açık diğer nöbetçi garaj devriye…

Gözüm kapıda nöbetçi subay yada devriye çvş.’u gelebileceini düşünerek gözümü kırpmıyorum… O da ne kapıda bir karaltı var…kim bu diğer nöbetçimi? Nöbetçi subay mı? Devriye Çavuşumu? Hemen silahımı alıyorum elime….Sen kimsin diyorum içim ürpererek…cevap yok öylece duruyor..iyice korkuyorum içimden çılgınca bağırmak geliyor…çünkü duymuştum buralara tuhaf insanların geldiğini….sonra O garip karaltı yanımda bulunan benzin bidonuna küçük taşlardan atıyor tek tek.. Çıldırmak üzereyim…can havliyle çıkıp kaçıyorum oradan koşarken AMM düdüğü çalıyorum çıldırmış gibiyim.. bir solukta yemekhandeyim AMM içerde herkes panik halinde silahını alanlar çelik yeleğini giyenler içerisi ana baba günü gibi…Nöbetçi subay kaldırılıyor…herkes hazırkıta.. bu arada diğer nöbetçide panik halinde koşarak gelmiş…Yeni yapılan benzinliğin oralarda birileri var diyor..

AMM Çavuşu Anlatıyor:

Benzinlik bataryanın biraz aşağısında dereye yakın bölgede. Nöbetçi Subayın emriyle olay yerine çalılık ve yeşillikler arasında sürünerek gidiyoruz..takım 2 ye bölünmüş durumda. Diğer takım benzinliği dereden kuşatacak…..olay yerine 50-60 m var, duruyoruz benzinlik bölgesinde birileri var…3 kişiler net bir şekilde görünüyorlar hareketlerini seslerini duyabiliyoruz…ne arıyorlar bu saatte burada. Kim bunlar?..Nereden geldiler ne istiyorlar?…

Emirle sessizce kurma kolu çekiyoruz…Ateş için hazırız..Nöbetçi Subay teslim olun çağrısı yapıyor…sesi karanlıkta yankılanıyor….duymuş olmalılar sesimizi uzaklaşıyorlar…hucum emriyle peşlerine takılıyoruz…kaçmaya başlıyorlar… Dereye parelel bir şekilde mağranın bulundugu bölgeye dogru kaçıyorlar..uzaklardan diğer manga görünüyor..birleşiyoruz..son hızla onların peşindeyiz…etraf ucsuz bucaksız yeşillik çalılık vadiler ve kör karanlıkta onları kaybediyoruz….

Olay askeri kayıtlara geçiriliyor olaya tanık olan herkesin ifadesi alınıyor.. daha öncede buralara geceleri birileri geldiği için olay çok fazla büyütülmüyor….bu kişlerin bulunması için yeni planlar stratejiler hazırlanıyor…
çok dikkatli olunması gerekli çünkü 1993 yılında böyle bir olay sonrası o gece nöbetçi subay olan asteğmenin yine bir kovalamaca sonrası sözü edilen mağarada ÖLÜ BULUNDUĞU biliniyor..

Herkesin kafasında aynı sorular var…Kim bunlar…Neden Geliyorlar Ne İstiyorlar..???

Ölümün ne zaman ne şekilde olacağı bilinmezmiş…

Posted by PearL | Tuhaf Olaylar | Çarşamba 26 Mart 2008 03:13

1998′de bir Fransız oldukça karmaşık bi intihar girişiminde bulundu.
Bir deniz kıyısında yüksek bir yamacın tepesine çıkıp boynuna bir ip
bağladı,
ipi de büyük bir kayaya bağladı. Sonra zehir içti ve kendini ateşe verdi.

Uçurumdan atlarken de tabancayla kafasına ateş etti!

Ama devamı daha ilginç. Çünkü kurşun onu ıskalayıp ipi kesti,

böylece adam suya düştügünde asılı kalmadı.

Soguk su yanan elbiselerini söndürmekle kalmadı
aynı zamanda onu şoka sokarak yuttugu zehri kusmasını sagladı.
Sudan bi balıkçı tarafından çıkarılıp hastahaneye götürülen adam

orada hipotermi (vücut ısısının aşırı düşmesi)den dolayı öldü…

öldürmeyen allah öldürmez,öldüreceği zaman da kaçılmaz..

Sonraki Sayfa »
site ekle - Toplist

Kiisel


Zirve100 Site ekle