bacak (:(:(:(:(:(:(:(:

Posted by PearL | Öğrenci Hikayeleri | Salı 8 Nisan 2008 05:50

Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar. Hocada başlarında bekliyorken demiş ki, “Bu mikroskoplarda lam’da bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak” Tabi hemen itirazlar, ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş :

”Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?” Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış :
“Tanısana hadi, tanısana kim olduğumu”

Tanısana

Posted by PearL | Öğrenci Hikayeleri | Cuma 21 Mart 2008 08:36

Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar. Hocada başlarında bekliyorken demiş ki, “Bu mikroskoplarda lam’da bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak” Tabi hemen itirazlar, ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş :
”Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?” Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış :
“Tanısana hadi, tanısana kim olduğumu

Mantıklı mı Yasal mı?

Posted by PearL | Öğrenci Hikayeleri | Cuma 21 Mart 2008 08:35

Bir öğrenci, lojistik ve organizasyon dersinin yazılı sınavından kalıyor.
Öğrenci: Siz beni cezalandırıyorsunuz. Bunu hiç anlıyor musunuz?
Profesör: Evet tabi ki.Yoksa nasıl profesör olabilirdim?
Öğrenci: İyi o zaman. Size birşey sormak istiyorum. Eğer doğru cevabı verirseniz, ben kötü notumu alıyorum ve gidiyorum. Fakat bununla beraber eğer cevabı bilemezseniz bana iyi not vereceksiniz.
Prof: Anlaşıldı tamam. Sor bakalım.
Öğrenci:Yasal olupta mantıklı olmayan nedir? Mantıklı olupta ama yasal olmayan nedir? Ve de ne mantıklı ne de yasal olmayan nedir?
Profesör iyice bir düşündükten sonra hiç bir cevap veremiyor. Ve o öğrenciye iyi not vererek onu geçiriyor. Daha sonra profesör en iyi öğrencisini çağırıyor ve ayni soruları ona soruyor. Öğrenci hemen cevap veriyor:
“Siz 63 yaşındasınız ve 35 yaşındaki bir bayanla evlisiniz. Bu yasal ama bununla beraber mantıklı değil. Karınızın 25 yaşında bir dostu var, bu gerçi mantıklı ama yasal değil. Siz, karınızın dostuna iyi bir not veriyor ve onu geçiriyorsunuz oysa ki o sınıfta kalmıştı. Bu ise ne mantıklı ne de yasal.”

Kadeş Savaşı

Posted by PearL | Öğrenci Hikayeleri | Cuma 21 Mart 2008 08:35

Tarih dersinde öğretmen birini tahtaya kaldırmış ve sormuş:
-Oğlum Kadeş Savaşını kim yaptı?
Çocuk hemen yanıtlamış:
-Hocam vallahi billahi ben yapmadım.
Hoca sinirinden çıldıracak. O sinirle dışarıya çıkmış, koridorda Matematik öğretmenini görmüş ve durumu Matematik öğretmenine anlatmış:
-Hoca hanım bu öğrenciler beni çıldırtacak; Kadeş Savaşını kim yaptı diye soruyorum, vallahi billahi ben yapmadım diye yanıt veriyorlar, çıldıracağım…
-Hocam üzülmeyin çocuktur bunlar hem yaparlar hem de yapmadım derler… Tarihçinin sinirleri iyice tepesine çıkmış ve soluğu Müdür Beyin odasında almış.
-Müdür Bey bu nasıl bir okul, ne öğrencisinde hayır var, ne de öğretmeninde; öğrenciye Kadeş Savaşını kim yaptı diye soruyorum, ben yapmadım diyor, öğretmene durumu anlatıyorum, bunlar çocuktur hem yaparlar hem de yapmadım derler diyor, kafayı yiyeceğim.
Müdür Bey: Siz hiç kendinizi üzmeyin Hocam, bunda merak edilecek birşey yok, şimdi Bakanlığa bir yazı yazar ve Kadeş Savaşını kimin yaptığını sorarız… Tarih Öğretmeni aldığı yanıt ile oracığa yığılıp kalmış ve Müdürden bir hafta izin almış…
Bir hafta sonra Bakanlıktan bir yazı:
Bu yıl ödenek olmadığı için Kadeş Savaşı yapılamayacaktır. Bilginize…

Öğrenciler Günü

Posted by PearL | Öğrenci Hikayeleri | Pazartesi 17 Mart 2008 07:44

Sınıfa girdiğinde uğultu hala kesilmemişti. Masasına oturup gözlüklerini düzelti .Öğrencileri şöyle bir kolaçan ederek yoklama defterini açtı. İsim okumadan gözleriyle izleyerek öğrencilerin devamsızlık çizelgesini doldurdu.
Minik öğrenciler bir birleriyle heyecanlı bir sohbete girmişlerdi. Küçücük bedenleriyle içinde yaşadıkları kocaman dünyayı kendi dilleriyle bir birlerine anlatmaya çalışıyorlardı.
Hemen hepsinin önünde renkli kağıtlara özenle sarılarak hazırlanmış, irili ufaklı paketler vardı. Bazıları, ambalaj kağıdının ucunu hafifçe aralayarak, içindekini yanındaki arkadaşına gösteriyor, bazısı da önündeki paketi havada sallayarak içinden gelen sesi arkadaşlarına dinletiyordu.
Öğretmen yoklama işini bitirip defteri çekmeceye koyduğunda, sınıftaki uğultuda kesilir gibi oldu. Ön sıralardan bir kız çocuğu yerinden kalkarak öğretmenin masasına doğru ilerledi. Elinde sımsıkı tuttuğu, parlak jelatinle sarılmış paketi, yavaşça öğretmenin masasına bırakarak;
-Öğretmenler günün kutlu olsun öğretmenim.
dedi.
Öğretmen bir an şaşırdı. Ne gereği vardı gibisinden bir şeyler mırıldandı. Saçları iki yerden kırmızı kurdele ile bağlanmış küçük kıza teşekkür etti. Kurdeleli kız yerine giderken, diğer arkadaşlarına görevini tamamlamanın verdiği mutlulukla baktı. Sırasına otururken yanındaki arkadaşına övünçle; “Öğretmen bana teşekkür etti“ diye fısıldadı .
Öğrenciler sırayla yerlerinden kalkarak, ellerindeki paketi öğretmenin masasına koyuyor ve neşeyle yerine koşup hemen arkadaşlarına bir şeyler fısıldıyorlardı. Masanın üzeri paketlerle dolmuştu.Yeni gelenler ellerindeki paketi diğer paketlerin üzerine koymaya başladılar. Bir kaç paket yere düştü. Öğretmen eğilerek yere düşen paketleri alıp diğerlerinin üzerine yerleştirdi.Tüm öğrenciler yerlerine oturduğunda ,derin bir sessizlik oluştu. Öğretmen, öğrencilere bir şeyler söyleme ihtiyacı duydu. Kafasını kaldırıp sınıfa baktığında, tüm öğrencilerin, arka sıralarda gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuş, üstü başı dökük ,zayıf ,çelimsiz bir öğrenciye baktıklarını gördü. Öğretmenin kendine baktığını gören öğrenci, sıraya iyice kapanarak ağlamaya başladı. Ağlayanın yanında oturan arkadaşı parmak kaldırarak;
-Halil size hediye alamamış öğretmenim. Onun için ağlıyor.
dedi.
Öğretmen bir an ne diyeceğini şaşırdı. Ağlayan öğrencinin yanına yaklaştı. Saçlarını okşayarak ,hediyenin önemli bir şey olmadığı, önemli olanın karşılıklı sevgi ve saygı olduğu manasında öğrencilerin anlayamayacağı bir kaç söz söyledi.
Çalan zille birlikte öğrenciler sevinçle dışarı çıkarken, bir kaç öğrenci de masanın üzerindeki paketleri alarak öğretmenin arkasından yürümeye başladılar.
Öğleden sonraki ilk derste öğretmen içeri girdiğinde, sınıfta bir gariplik olduğunun farkına vardı. Çıt çıkmıyordu sınıftan. Yan gözle sezdirmeden ağlayan öğrenciye doğru baktı. Öğrencinin de kendine baktığını görünce şaşırdı. Öğrencinin gözlerindeki kızarıklık artık kaybolmuştu. Gülümseyerek kendine bakıyordu. Birden , öğretmen masasının üzerinde gazete ile sarılmış bir paket dikkatini çekti. Öğrencilerden biri ayağa kalkarak;
-Onu Halil getirdi öğretmenim.
dedi.
Sınıfta tekrar bir uğultu başlamıştı. Kimi yanındakine öğretmene verdiği hediyeyi anlatıyor ,kimi önünde oturan arkadaşını çimdikliyor,bazısı da gözleriyle öğretmeni izleyerek, önüne açtığı kitabı okuyormuş gibi yapıyordu.
Öğretmen ders defterini doldururken eli gazete ile sarılmış pakete değdi.Yumuşak bir şeydi içindeki. İçini bir merak sardı. Masanın çekmecesini araladı. Paketi, öğrencilere göstermeden usulca çekmecenin içine düşürerek açtı.
Birden kıpkırmızı oldu. Gözü karardı . Başı dönmeye başlamıştı . Paketin içinde kullanılmış ama tertemiz bir çift çorap vardı ,fakat her biri ayrı ayrı renkteydi. Kafasını kaldırdı öğrencilere baktı. Öğrenciler kendi işlerine dalmışlardı. Aniden Halil’le göz göze geldiler. Biraz önce ağlayan çocuk, gözlerinin içi gülerek hayranlıkla kendisine bakıyordu..

Çözülemeyen matematik soruları..

Posted by PearL | Öğrenci Hikayeleri | Pazartesi 17 Mart 2008 07:36

Bi sabah öğrencilerden biri matematik dersine geç girmiş. Tahtada yazılı iki problem varmış. Bunların ev ödevi olduğunu düşünerek defterine geçirmiş. Ertesi gün ödev kağıdını yani soruların tam çözümünü hocaya vermiş. Hoca kağıda bakınca gülmeye başlamış, “Bunlar ev ödevi değil ki, bugüne kadar çözülemeyen matematik problemleri. Yazık boşuna uğraşmışsın” demiş. Ödev kağıdını da, “arkadaşlara gösteririm de biraz eğleniriz” diye düşünerek çantasına koymuş. Öğrencinin akşam yurt odasındaki telefonu çalmış. Karşısında da heyecanla konuşan matematik profesörü varmış: “İnanılmaz birşey bu. Arkadaşlarla inceledik. Senin çözümlerin tamamen doğru. Bunu nasıl başardın?”

Makara Yere Düşer

Posted by PearL | Öğrenci Hikayeleri | Pazartesi 17 Mart 2008 07:32

İzmir’in ünlü hocalarından Fizikçi Dehşet Neşet, sınavlarda sorduğu garip sorularla efsaneleşmiştir. Neşet Bey bi keresinde sınavda, karmaşık bir makara sistemi sormuş ve öğrencilerden sistemin dengede durup durmadığını belirlemelerini istemiş. Öğrenciler kağıtlarını formüllerle, rakamlarla doldurmuş. Ancak hepsi sıfır almış. Dehşet, “Doğru cevap ‘makara yere düşer’ olacaktı” demiş. Meğer çizimdeki makara tavana bağlı değilmiş.

Matematikçi zekası

Posted by PearL | Öğrenci Hikayeleri | Pazartesi 17 Mart 2008 07:29

Türk matematik dünyasının değerli hocalarından biri olan Sabuncuoğlu’nu, özellikle üniversiteyi Ankara’da okuyanlar iyi bilir. Sabuncuoğlu, ilkelerinden taviz vermeyen sert bir hocadır. Öğrencilerinden biri Hoca’nın sınavından 59 almış. O okulda geçme notu 60 olduğundan, sadece 1 puana ihtiyacı varmış. Hocadan, o 1 puanı istemeye karar vermiş. Sabuncuoğlu’nun kapısını büyük bir saygıyla tıklatmış. İçeriden boğuk bir “Gir” sesi gelmiş. Kafasını odaya uzatmış. Hoca odada, saçı başı dağılmış, konsantre bir biçimde çalışıyormuş. Bizimki epey çekinerek, “Hocam, durumum böyleyken böyle, okulu bitirmem size bağlı” falan diye kekelemiş.

Hoca bizimkine şöyle bir bakmış. Matematikçi ya, odasında karatahta da eksik değil tabii. “Al şu tebeşiri. Bir sayı doğrusu çiz” demiş. Öğrenci şaşkın şaşkın çizmiş. “Şimdi bana 59 ve 60′ın yerini göster” demiş. Oğlan göstermiş. Hoca bu kez, “59 ile 60 arasında kaç sayı var oğlum?” diye sormuş. Bizimki, Sabuncuoğlu’nun, istediği o 1 puan için sözlü yaptığını sanıp heyecanlanmış. Düşünmüş taşınmış ve “Sonsuz, hocam” cevabını vermiş. Hoca gülümsemiş, “Afferin evladım, bildin” demiş. Bizimki de sevinmiş tabii. Ama Sabuncuoğlu, masasının başına dönerken “Gördüğün gibi; sen benden sonsuzu istiyorsun. Bunu sana kimse veremez” demiş.

Kürdan Efsanesi :))

Posted by PearL | Öğrenci Hikayeleri | Pazartesi 17 Mart 2008 07:29

Malumunuz Afrika’nın fakir ülkelerinde insanlar yokluk içinde yaşıyor. Öyleki oralarda bir dal kürdan bile çok değerliymiş. Kürdan ancak çok zenginlerin kullandığı lüks bir malmış.

Bundan 10 yıl kadar önce üniversitelerimize öğrenci değişimi, Birleşmiş Milletler bursuyla filan Afrika’nın çeşitli ülkelerinden bir çok öğrenci gelmiş. Yemekhanelerde her masada kürdan olduğunu gören bu öğrenciler, kendi ülkelerinde çok değerli olan kürdanları kullandıktan sonra tekrar kürdanlığa korlarmış. Bu söylenti o kadar yayılmış ki; o dönem yemekhanelerde kimse kürdan kullanmaz olmuş.

Keskin Zeka

Posted by PearL | Öğrenci Hikayeleri | Pazartesi 17 Mart 2008 07:29

Bir kız yurdunda kalan kızlar, artık temizlik görevlisine olan kıllıklarından mıdır yoksa nerden çıktığı belli olmayan bir yurt geleneğinden midir, her sabah dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaya öperek iz bırakıyorlarmış.

Yurt müdürü ne yaptı ettiyse bu alışkanlığı ortadan kaldıramamış. Diğer yandan temizlik görevlileri de iyiden baş kaldırmaya başlamışlar. Sonunda müdürün aklına parlak bir fikir gelmiş. Hemmen bir duyuru yapıp, kızları toplantıya çağırmış. Neyse toplanmış bunlar. Müdür “Buyrun tuvalate” demiş. Düşmüş yola, şaşkın kızlar da peşlerinde, temizlik görevlisinin beklediği umumi tuvalete girmişler. Aynalarda sabahki ruj izleri hala duruyormuş.

Müdür “Arkadaşlar” demiş, “Bazılarınız dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaları öperek çıkması güç izler bırakıyor. Temizlik görevlilerimiz bunları temizlerken zorlanıyor. Sizleri görevlimizin bu temizliği yaparken ne kadar zorlandığını bizzat görmeniz için topladım. Bakım ve görün”. Sonra görevliye bir işaret çakmış. Bizimki gayet sakin bir şekilde tuvalet fırçasını almış, klozetteki suya daldırmış ve aynayı temizlemiş. O gün bu gündür o yurtta tuvaletlerde dudak izine bir daha rastlanmamış.

Sonraki Sayfa »
site ekle - Toplist

Kiisel


Zirve100 Site ekle