Varlık İle Yokluk Arası

Posted by PearL | Mektup Hikayeleri | Pazartesi 6 Nisan 2009 05:05

Kelimelerin anlamlarını yitirdiği o meşhur yerden yazıyorum bu satırları sana. Varlık ile yokluk arasındaki o meşhur yerde uzun bir bekleyişin içerisindeyim. Bu satırları bir kayanın üzerine yazıyorum, kanımla sanırım. Kadir kıymet bilmez birisi değilim biliyorsun. Ama ben zaman ve mekânın olmadığı bu yerde senin kıymetini bilemediğimi düşünüyorum. Seni düşünüyorum. Sahip olduklarının kıymetini kaybettikten sonra anlamak insanoğlunun laneti değil midir zaten? Biz insanlar doğduğumuz zaman ile öldüğümüz zaman arasına sıkışmış zavallılarız. Hayatıma baktığımda bunu görüyorum. Ne bir adım ileri ne de bir adım geri atabiliyoruz. Zaman bizim için çok değerliymiş, bunu da yeni öğrendim. Seninle ve dünya ile birlikteyken her şeyin üstesinden gelebileceğime inanıyordum. Diğer insanlardan farklı olduğuma inanıyordum. Güçlü olduğuma inanıyordum. Dünyaya hükmedebileceğime inanıyordum. Ne kadar da yanılmışım. Meğerse ne kadar sıradan ve ne kadar güçsüzmüşüm. Burada insanın düşünecek çok vakti oluyor. Aslında ne zaman var ne mekan. Anlayamıyorum, algılarımı ne belirliyor bilmiyorum. Yalnızca yaşamım var, o kadar. Senden öncekileri bilemediğin gibi senden sonrakileri de bilemiyorsun elbette. Yalnızca yaşadığın zamanda olanları bilebiliyorsun. Bedeninim tek gerçek olduğuna ve varlık olduğuna inanıyordum. Bu konuda da yanılmışım. Bedenim yalnızca bir araçmış. Dokunduğunu, gördüğümü sandığım dünya sandığımdan çok ama çok farklıymış şimdi anlıyorum. Bunları ancak burada anlayabiliyorsun. Hatırlar mısın bilmem arkadaşım Necati hep bunlardan bahsederdi. Bense bu konuları sıkıcı bulurdum. Ekonomiden ve siyasetten bahsetmeyi yeğlerdim. Burada ne ekonomi ne de siyaset var. Sonunu merak ettiğim ama bitmesini istemediğim uzun bir bekleyiş var o kadar. Kendimle hesaplaşıyorum. Dünyadayken hatırlamadığım hayatın tüm detaylarını hatırlıyorum. Ne kadar çok hata yapmışım. Hiç kendimle hesaplaşmamışım. Hafızamın karanlık köşelerine atmışım tüm yaşanılanları. Ama hafızam her şeyi kaydetmiş. Ön çocukluğum, gençliğim, seninle tanışmam hepsi ve her şey gözümün önünde. Şimdi bana ne olacak bilmiyorum. Bu satırları bir okuyan olur mu, sana ulaşır mı onu da bilmiyorum. Ama yazmalıydım. Sana söylemediğim o kadar çok şey var ki. Seninle geçecek olan bir an için bile her şeyimi feda edebilirim. Her şeyim demişken hiçbir şeyimde yok burada. Yalnızca ben varım. Ne halde olduğumu sorma, bunu ben bile bilmiyorum. Bu satırlar bir şekilde sana ulaşırsa ya da herhangi birine bil ki seni çok ama çok seviyorum. Yaşarken bunu sana söylemem gerekirdi, söylemedim. Çok pişmanım. Şimdi ne yapıyorsun bilmiyorum. Seni seviyorum.

alıntıdır
Mesut Çiftçi
kaynak : hikayeler

Sana Değen Her Damla Yağmur El İzim Olsun

Posted by PearL | Mektup Hikayeleri | Pazartesi 6 Nisan 2009 05:04

Belki platonik bir şiir, belki gerçektende bir mektup yada belki bir kaç kalem çiziğidir bu yazdıklarım ama: bu gece yine doluyum, boğazıma kadar hemde.
Hatırlarmısın bilmem ama neye inandıramazsam seni hep: `benim üzerime, sewdamızın üzerine yemin et o zaman!` derdin bana.Eğer doğruysa dediklerim, ederdim yeminimi aslanlar gibi.Ama pembe bir yalan iken korkardım pes ederdim.`tamam şaka yaptım` derdim.Bu yüzdendir ki çoğu kez seni şakalarımla güldüremedim.Lakin ağlatmadımda.Bir rüzgar değseydi saçlarına, birden hawalansaydı o telleri, siper ederdim bedenimi sana.Sana belli etmezdim hani, olurya sen bazen bebektin ellerimde, bazen hırçın şımarık bir çocuk, şımarmayasın diye.
Åžimdi şımar ama.Hak ediyorsun.Bu kadar özleniyorsan eÄŸer; sırf `özleniyorum` diye şımar…
Her ÅŸey tamamlanacak deÄŸildiya, bizimkiside yarım kaldı.Ne ışıksız odalar kaldı seni anlatmadığım ne bir sesli, nede bir sessiz harf…Herkes biliyor artık seni ve özlediÄŸimi.Senin adında olanları saklıyorlar benden.Bir dizide bile senin adında karakter warsa izletmiyorlar bana.Senin adında bir derman bulsalar onu bile vermeyecekler derdime…Ama biliyorum ben.Gördüğüm, duyduÄŸum, dokunduÄŸum her warlıkta olduÄŸun gibi bende saklı olanlardada sen warsın.
Havalar ısındı buralarda.Bilmiyorum bizim oralar nasıldır?Ama yaÄŸmur sık yaÄŸar bu mevsimde bizim oralara bilirim.Islanayım dersen sırf yaÅŸ olmak için atma kendini sokaklarına o ÅŸehrin.Olmaz aslında ama hani belki…Ben geleyim aklına, yaÄŸmurlarda sana senin için ıslandığımı hatırla diye.Saçına deÄŸen her damla yaÄŸmurda; el izim olsun.(Saçlarını okÅŸayan)
Sitem etmekten yoruldu gönlüm.Vazgeçmelerim bile pes etti.Vazgeçemez oldu sewdandan.Unutulursan ama bir gün, kalemi alıpda onunla konuÅŸmaya dalarsan onun gözlerini hatırlama sakın.AÄŸlayamazsın çünkü bir daha.EÄŸer o gözlerde destanlar yazıyorsan boÅŸuna çabalama sen onu unutamazsın…
Al iÅŸte hadi…Yine tükenirken harflerim senin tükenmezliÄŸinin aÄŸrısı dinmiyor.Yıldızlar misali, taht kurdukları gökyüzünde gece görünürlerken gündüz görünmezlerya.Sende öyle oldun bak.Başımız saÄŸolsun dedim kalemime öldürdüm seni, bir dahakine diriltmek üzere.

Hakan Gün
alıntıdır
kaynak : hikayeler

Sen Giderken…

Posted by PearL | Mektup Hikayeleri | Cumartesi 14 Mart 2009 09:29

merhaba!Umarım herşey istediğin gibidir.Ben sevdiğim insanların mutlu olmasını isterim ve senin için de bu geçerli.çünkü sen de saygı gösterdiğim ve sevdiğim çok özel birisin.
sen benden uzaklaşmak istiyosun sanırım.belki de yanılıyonumdur.ama durumunu biliyonum ve seni çok iyi anlıyonum.Duygusallık işin için girince bazen gerçekleri görmemizi engelliyo.
KonuÅŸacak neler vardı senle bilmiyosun…bitmeyen bir gecenin ulaşılmayan aydınlığında,güneÅŸe ihtiyaç duymaksızın yaÅŸayacaktık sıcaklığımızda.öyle bir sıcaklık biliyo musun?Karlar düşerken tenine,güneÅŸi aramıyosun hiç!Karanlık da umrunda deÄŸil,
SevdiÄŸin var yanında… BirikmiÅŸ hayalleri beklemediÄŸin bir anda yaşıyosun,tutamayacağını sandığın mutluluÄŸu sarmışsın sımsıkı…Umrunda deÄŸil hiç biÅŸey!baharı da beklemiyosun artık!sevdiÄŸinin teni var ya!Bilemezsin böyle bir hayalin yaÅŸattığı duyguları …Bilemezsin böyle bir hayalin seni nasıl hayata baÄŸladığını!bilemezsin!Bilemeyeceksin hiç bir zaman…
çok iyi bak kendine!!!ama çok iyi!!!

Beni hayallerimle başbaşa bırakmak senin tercihindi.beni unutmaya çalışmak senin eserindi!

Zamansız bir yağmur yağarsa bir gün tenine;
Bırak dokunsun,açma şemsiyeni
Zamansız bir rüzgar eserse şehrinde;
Bırak okÅŸasın,kaçırma saçlarını…

sen var ya en deli köşeme oturdun…beklemediÄŸim bir anda hem de…belki yanlış belki yakışıksız oldu benimki…ama güzeldi geliÅŸin…bazen yaÅŸanan küçük anlar, ömür boyu yaÅŸananlardan daha anlamlı oluyo…ve biz yetinmeliyiz bize sunulan kısa ama muhteÅŸem güzelliklerle…seni çok özliycem!!!

alıntıdır
Umut Can

Merhaba Arkadaşım

Posted by PearL | Mektup Hikayeleri | Cumartesi 14 Mart 2009 09:12

Günler gelip geçerken avuçlarımızdan düşenleri asla hesaplayamayız.Hayat ya bu kayıp olanlar sessiz çığlık olarak yüreÄŸimizde kalır. ÇoÄŸu zamanları nasıl nerde rencide ettiÄŸimizin farkına bile varmayız.GeçmiÅŸin çetelesini mutlaka birine yükleriz! Sizinde çeteleniz ben oldum bir eÅŸ olarak… Åžayet hayatta kiÅŸiliÄŸimize bir ÅŸeyler olmuÅŸsa azda olsa bir birimize saygımız varsa çeÅŸitli vesilelerle aÅŸalalanmalara, kırgınlıklara ve kırlmamız mümkündür. Giderken size ÅŸunu hatırlatmak isterimki! nerede yaÅŸarsan yaÅŸa İstersen Türkiye de, ister Kürdüstanda ister avrupada ister köyde ÅŸehirde veya yüksek bir mevkide biz kadınların ekonomisini elimize almış dahi olsak sözde siz can dosları siz erkeklerin ve kadınları..; Kadınları köleleÅŸtirmek için kendinize bağımlı hale getirmek için elinizden gelen her iÄŸrençliÄŸi yapıyorsunuz… uyguluyorsunuz. Öylesine kötülükler yapıyoruzki birbirimize karşımızdaki kiÅŸiler bizi çok güçlü olduÄŸunu sandığı anda o anın donup kalacağını sanıyoruz.Acılar bizi iÅŸledikce zorlıklar beynimize, bedenimize dayattıkça çaresiz saldırıyoruz. Bocaladıkca çığlıklar feryada dönüşüyor ama duyan olmuyor nedense. Senin yaptıkların af edilir cinsten deÄŸil..! Onun için bu mektubu burakıp gidiyorum.
Hikayemiz devam edecek

alıntıdır
Hürmüz Demir Söğüt

Merhaba Arkadaşım, Devamı

Posted by PearL | Mektup Hikayeleri | Cumartesi 14 Mart 2009 08:25

Devamlı birbirimizin önune atıp dururuz hayatlarımızı, kavgalarımızı, umutlarımızı. Adımlarımızı attığımız sokklar bizi bir baÅŸka sokaÄŸa taşır, baÄŸlanmadığı kırılmadığı müddetce yürür durur. Ayak izimize hiç bakmayız zaten izide kalmaz yollar çamurlu deÄŸilse. Bazen kendi kendime çılgına dönüp ÅŸaşırıyorum senin gibi biriyle niçin evlendim. sanıyorum bana iç yüzünü göstermedin. Aramızdaki fark siyahla beyaz kadar. Aklımımı yitirmiÅŸtim… Senki belki özünde iyi bir insansın. Davranışların tavırların, yaÅŸadığımız dünyada hayatlar yaÅŸanmıyor parçalanıyor.Parçalanmak üzereyse devamlı birbirlerinin önüne atılıyor, nefes alıp veren hayatlar yıllardan bu güne belkide asırlardan beri.
Yollar insanı her yere her şeye götürür (yol bitmez ömür biter demişler) Yol bazen umuda, mutluğa, doğru uzayıp gider. Bilmiyorum bu yol beni nereye götürecek.Belkide yeniden mutsuzluğun ta ortasına götürecek.Yollar çoğu zaman uzayıp gider sonu bilinmeyen yöne doğru. Bazen ayrılığı simgeler kimi zaman birleştirir. Bazen sonsuz erişilmeyecek duygu, hazlara ulaştırır.Bazen başarının ta kendisi bazende adım adım başarısızlığı hazırlar. yol yaşamları alt üst edebilir bir anda, belkilerle bir ışık yakar hayatıma. karar vermek zor oldu ama ayrılmalıyız. Bunu yüzüne söylesem yine kemiklerimi kıracaksın onun için bu satırları yazıp bırakıyorum. Üzülmenin ağlamanının faydası yok sen asıl yaptıklarına çektirdiklerine üzül. Bu gidişin dönüşü yok diğer gidişlerim gibi.

alıntıdır
Hürmüz Demir Söğüt

Merhaba Arkadaşım Devamı

Posted by PearL | Mektup Hikayeleri | Cumartesi 14 Mart 2009 08:22

Yol bazen hayatın kıyısında dikey veya örtü gibi yatar öyle çıkarrır seni.Bazende canına kıymak için upuzun uzanmıştır önüne.Emin adımlarla yürüdüğünü sanıp gidersin yola; kim bilir kıvrılır adımların bacakların seni taşımaz… sürüne sürüne taşırsın kendini zoraki.! Tıpkı benim yaptığım gibi. Bazen geçmiÅŸe götürür seni çoÄŸu zamanda bulunduÄŸun ana! Yol ilk adımlara kaçışa daha sonra eski tanıdık bildik yolara belkide bir dosata. Bazende atar seni ıssız daÄŸ baÅŸlarına yanlızlığa… Ömür boyu yanlız kalacağımı bilsem inanki birdaha sana dönmüyeceÄŸim.Yol sevinçleri, hüzünleri… Hayallerin sınırı yoktur hayale sınır koyan olmamıştır henüz.Kaç yaşında olursan ol bazende hayalinin ortasına düşersin. Umarım benden sonraki yaÅŸamın hayallerindeki gibi olur.Bazen yolda birey olduÄŸunu anımsarsın yollarıda kayıp edebilirsin tıpkı benim gibi.Bazen sevinçler armaÄŸanmış gibi gelir bazende çırıl, çıplak soyulur iftiralar, yalanlar ortasında senin bana yaptığın gibi.Ömrünü şöyle veya böyle geçirirsin iÅŸte ben olayom olmayayım.
Hayat böyledir her yerde her anda her ÅŸeye götürür insanı.Ben bunları yaÅŸamam dersin ama yaÅŸarsın, zoraki de olsa istemesen bile. Seçme hakkın çoÄŸu zaman olmaz.Seçme ÅŸansım olsaydımı, olmadımı bilemiyorum kendi kendime yaptığımı yaÅŸadım senle galiba ben ama korkmasaydım seninle asla evlenip birlikte olmazdım… Artık kotkmuyorum ne senin tehtitlerinden nede ölümden. her gün ölmektense bir kez ölürüm. YaÅŸamayı seviyorum ama hayata kötü ne varsa batıyor. Hayatın ucundayım… düşmek üzere… ve düşüyorum düş düşünce umutlar yok olur. Devam edecek

alıntıdır
Hürmüz Demir Söğüt

Merhaba Arkadaşım Devamı

Posted by PearL | Mektup Hikayeleri | Cumartesi 14 Mart 2009 08:20

Düş olduÄŸu muddetce var olur. Benim umutlarım yarınlarım artık yok… Hayatıma ve saÄŸlığıma verdiÄŸin zararları düşünürsen belki anlarsın anlayacağını da sanmıyorum. Çünki sen kendince haklısın kinin nefretin, düşmanlığın bitmiyor bitmezede sanıyorsunki ben hep yalanım… ÅŸerefsizim sence satılmayı kırlmayı hak edenim. Nasıl düşünüyorsan öyle olsun… Åžunuda unutma ben bakkalda satılan tuz deÄŸilim! Zihniyetin kadın satılır alınır ama öyle deÄŸil. Üç buçuk yılda yürüyemez hale geldim.Hırslarına öfkene hakim olamayıp devamlı mal mışım gibi davrandın. Yeter artık ne olacaksa olsun çok dayandım senin bu zihniyetine. Beni bu yıllarda sürgünde hasret ve özlemle yaÅŸattın.Tek başıma dört duvar arasına mahkum ettin.Arkadaşım diyorum eÅŸim demiyorum umarım arkadaÅŸ kalırız. Sen arkadaşım benden daha çok hasretin nedemek olduÄŸunu biliyorsun. OÄŸluna olan özlemin! İçinde kardeÅŸ bacı sevgisi hiçmi yok, o sevgileri hiç his etmedinmi..? Sana bana ÅŸunu bunu yaptın diye yazmıyacağım yazarsam benim acizliÄŸim olur.Beynindeki ÅŸiddet kin ve nefret duygusunu atamıyorsun… sen ÅŸakalaşırken bile kavga dayağı adet haline getirmiÅŸsin. Olmuyor olmayacakta tehtitle bu iÅŸler yürümez ölümse ölüm arkadaşım. Mahkemede görüşmek üzere.

alıntıdır
Hürmüz Demir Söğüt

Yosun Gözlümden Bana

Posted by PearL | Mektup Hikayeleri | Cuma 13 Mart 2009 04:14

Seni sevmek, bana hayatın ne kadar anlamlı, nefes alıp veriÅŸimin bana verilmiÅŸ kocaman bir hediye olduÄŸunu gösterdi. Sabahları yeni güne kocaman bir gülümsemeyle baÅŸlamanın tadına vardım. Hiç bir zaman bir anlam yüklemeyi baÅŸaramadığım yıldızların hepsinin artık baÅŸka baÅŸka bir sürü anlamı var. Onlara her baktığımda; birsinde gözlerini, birisinde gülüşünü, bir diÄŸerinde ise senin bana hediye ettiÄŸin yaÅŸama sevincimi görüyorum. Ve onlara her baktığımda Allah’ıma binlerce defa şükrediyorum. Beni senin gibi bir hediyeyle mükâfatlandırdığı ve seni hayatıma soktuÄŸu için… İnsanın hayatta kendini ÅŸanslı hissetmesi kadar güzel bir ÅŸey olamaz herhalde! Benim de kendimi ÅŸanslı hissetmemi saÄŸlayan sensin. Senin sevgin… Sen doÄŸan yeni günüme en büyük sebepsin.
Seni sevmek, sanki bütün dünyaya kafa tutmak, bütün kötü ÅŸeyleri pembe görmek… HoÅŸ sen yanımda olduktan sonra gerekirse dünyaya da kafa tutarım. Bilirim ki sevgin, aÅŸkın yanımda. Bilirim ki düşsem de, yenilsem de beni kaldıracak olan eller senin ellerin… Korkmam bu yüzden. Çünkü sevmenin ne kadar güçlü, ne kadar yüce bir duygu olduÄŸunu sen öğretin bana… Seninle birlikte yeniden doÄŸdum ben, seninle emekledim, seninle yürüdüm, ilk sözcüklerimi senin yanında söyledim. ilk göz yaÅŸlarımı senin için döktüm. Anlayacağın hayatımı seninle en baÅŸtan yaÅŸadım, her ÅŸeyi sende temize çektim ben. Hatalarımı, günahlarımı, aÅŸklarımı…
Tek korkum seni kaybetmek… Senin beni, sadece ikimiz için kurduÄŸum dünyamda dünyamızda tek başıma koyup gitmen… Tek korkum her yeri seninle, kokunla dolu olan bu yerde beni senden, senin o güzel gözlerinden mahrum bırakıp gitmen. Ben senin gözlerinin içinde boÄŸulmaya razıyım. Yeter ki bana olan sevgin, aÅŸkın eksilmesin dilinden…

alıntıdır
Salih Acar

Rüzgarın Getirdiği Türkü

Posted by PearL | Mektup Hikayeleri | Cuma 13 Mart 2009 04:12

(YINE BIRCOK YAZARIMIZIN KELİMELERİ İÇİNDE BARINMIŞ BİR MEKTUP.PAYLAŞMAK İSTEDIM.

Biliyorum,adresim ve telefonumu çoktan unuttun ama;ben yine de yazıyorum bu mektubu.

Kayalıklardaki karanlık kapının önünde ,ne gidenlerden haber var ne de mektup gelen.O yolculuÄŸa hazır onurlu bir yazar gibi seçmeliyim sözcüklerimi.Sadece uzaktan bana bir acı gibi gelen,bir ucu bana deÄŸen türküyü mırıldanmak istedim sana.Umut doluydum yazarken.Çünkü;bir zamanlar bana,”Her ÅŸey düzelirkıştan sonra bahar gelir”diyen dostuma,sevgilime ve arkadaşıma seslenecektim bu mısralarla.Telefon edemezdim.O kadar cesur deÄŸildim henüz.Çünkü yine eski “Deli Kız”geri gelmiÅŸ ve kitaplara sarılmıştı bile.Aylar geçmiÅŸti üstelik seni ve sizleri görmeyeli ne diyebilirdi ki? Ve ilerledikce günler karlar yaÄŸdı zamanlarıma,tam geçmeye kalktım ki ağırlaşıverdi;kollarım,ellerim ve ayaklarım diz boyu karda.Gözlerimi kamaÅŸtırı verdi bu kar.Baktığımda ne arkadaÅŸlarım ne dostlarım kalmıştı yanımda,iyi yürekli kelimelerimden baÅŸka.Sizin için ayaklarımla yol açtım karda.Birden duyumsadım arkamdaki boÅŸluÄŸu.Dönüp baktım ki arkamda yoksunuz.Sizi görme isteÄŸi sardı beni ve oturdum bu mektubun başına…

Ama! kar gittikce yükseldi dalların arasında.Ortaya çıktığınızda erkenci kuÅŸlar gibi el sallayıp sadece haykırdınız bana”Kaç kurtar kendini,git buradan ve unut bizi”diye.Ne yapalım öylece unutulduk iÅŸte karların arasında.Bari anılarımızı unutmasınlar dedim ve mırıldanıverdim bir türkü eÅŸliÄŸinde.Ve bu defa ben diyorum,” Her ÅŸey yoluna girer sonunda,mutsuzluk ahmaklıktır.Bir günde geçilir kardan güneÅŸe.”

Erimemeli dostlar,tükenmemeli arkadaşlıklar öyle değil mi? benim ilk ve eski türküm.Ne yaptıysam senin için yanıldım ne yaptıysam hatalıydım.Seni mutlu edemedim hiç bir zman.Sen! hiç gelmedin, hiç yoktun zaten.Eski bir kasetteki bizim şarkımız alıp götürdü beni senden.Ümitlerim ve seni bekleyişlerim geçmişte bile yoktu kibugün olsun.Sürekli bir nöbetçi vardı aramızda ikimizden birini vuruyordu hatalarında ve ikimizden biri ölüyordu defalarca ama bilmiyorum kim?

Mevsimlerden hep hüzün,aylardan hep karanlık.Ve artık gelmeyeceğini bile bile beklemiyorum benim hazin öyküm yalnışım.Amacım seni üzmek değil,hiç seni üzermiyim?Bu mektubu defalarca yazmış,defalarca yakmışım ama,eski günlerim bir türküye sığındı bugünde ondan dayanamadı bu kelimeler.

Hatırlıyor musun bir gün?

Hatta her gün desek daha doğru olur.Sorumsuzluğumdan sürekli parasız kalmıştık ama yine de yenilmemiştik hayata.Zamana karlara inat bir de fotoğraf çektirmiştik o günlerde.Alıp cantamıza mutluluğu tatlı yemeğe bile giderdik Tokat`ın o küçük dükkanlarına.Oysa şimdi;

ŞİMDİ! Bir İstanbul akşamı yorgun penceresinde maziye dalıp dalıp gitmelerimsin artık.Ne o küçük tatlıcılar,ne o eski şarkılar ve fotoğraflar, ne mutluluklar ne de SEN varsın ne de BEN artık.Daha bir mutluyduk o günlerde daha bir heyacanlı.Ne kadar çok isterdim şimdi bu kocaman tatlıcı dükkanlarından mırıldandığım şarkıyı duymanı.Artık,kanayan bir gül misali saçlarıma taktığım suskun çığlıklarıyla inleyen şu kemanın hayatla yüzleşen yanları içindeyim.

Biliyorum hiç hoÅŸuna gitmeyecek benden sana gelen bu mektup yanılışım yeniliÅŸim.Çünkü hep ezdin sen benden sana gelicek kelimeleri.Onun için bu defa”bir ÅŸiirin ÅŸiÅŸesine “koydum bu mektubu.Ve sulara bıraktım,belki ezemezsin ümidiyle.Sonra da yönünü deÄŸiÅŸtiremediÄŸim rüzgarı salıverdim arkasından.İkimizde biliyoruz ki isyana yönelicek olsak ta evrenin ve rüzgarın yönünü deÄŸiÅŸtirmek mümkün deÄŸil…

Sonra o günlerdeki fotoÄŸraflar geçti elime.Gözlerine baktım,ellerine baktım.Parlamaktaydı gözlerin.Ellerinde ise geçmiÅŸi silen bir kararlılık vardı…

Öyle çok umut verdin ki bana kendinden bu yenilenmiÅŸ benliÄŸinden.Mutluluk duydum hep geçmiÅŸe baktıkca.Mektup yazmak istedim iÅŸte o an.YAZMA!Diyecek oldum kendime,dayanacak güç ister savaÅŸ.BAK! ben nasıl ayakta kaldım hep boÄŸuÅŸmama karşın gör istedim.Bakmadın ama,arayıp sormadın bile.Baktın mı? Sordun mu? yosa. Hiç sormadın sana en çok söylemek istediÄŸimi.Adını bile anmadın hiç bir zaman o eski öykümüzün,bir ÅŸey söylemedin yaÅŸadıklarımızın üstüne…..

Bense öyle kaptırmıştım ki kendimi yeni öyküne,zedelenmedi bundan seni dinlemenin tadı da ondan biz burdayız diyordu ellerin,gözlerin,dudakların bize özgü o eski dilde.

“Dediler yalnız mısınız birbirlerine”

“Evet,dedik.yalnızız birlikte”

Kaç kiÅŸi olursak olalım yalnızız yine o eski günlerle…

Ama diyorum ya!hiç bir zaman zedelenmedi bugünlerim ne de yarınlarım seni andıkça.Hiç üzülmedim geçmişi bu güne getirirken,mutluydum hatta o eski şarkıları mırıldanırken.Paylaşmak istedim sadece senle.Ve yine o eski günlere gönderdim gelen rüzgarla.Çünkü onlar dünde mutluydu.Bugün ve yarınlar onlara göre değildi.Anılardı bugünlerde yaşayan.

İşte bana verdiÄŸin sevgi ve dostluk içinde büyüyüp sonsuzluÄŸa inandığım gökyüzü gibi olunca seni içime sığdıramayacığı anladım.Ve geçirdiÄŸimiz güzel günleri bir mektuba sığdırdım.Sonra da martıların kanadına yükledim.Çünkü gökyüzü martılarındır,gökyüzü senindir.Tabi ki yeni dostların,yeni sevgililerin olucak.Vardır belkide.EÄŸer baÅŸka bir ÅŸehirlerin baÅŸka bulutlarında diÄŸer martı dostların ve sevgilinle süzülürken,BİR SABAH BENİDE UYANDIRMAYI UNUTMA!Unutma ki;kelimelerim türkülerden ve ÅŸiÅŸelerden kurtulup,size ve sana hep mutluluk dilesin ve hep,inatla kürüsün sizi eriten karları….

Nöbetçileri o vursun bu defa.Kardan bir ev yapsın dostları için.Sessiz bir sesle bağırsın bir yere sığınalım diye VE BIRAKTA NÖBETÇİLER GİRMESİN DOSTLUKLARIN ARASINA..

Neyse!artık kaçıyorum ben;düşüyorum belkideçatıdan ,duvardan içeri vuran düşler gibi.Ve ikimizden birini öldürüyorlar…

Ama SEN! kendine iyi bak deplasman yakışıklısı.Aman beyefendinin yarın maçı var misali hiç üzülme.Ve toplara hızlı vurma o omzunu hep koru…

Belki yarınlarda ona deÄŸer veren biri daha olur.Mutlu ol emi…

Sığındığım en kuytularda adını bilmek,sana ulaÅŸabilmek çok güzeldi.Masmavi göklerin sonsuzluÄŸunda umuda kanat çırpman dileÄŸiyle.Hoşçakal”Sevgilim,dostum ve illede arkadaşım”

Düşünüyorum da ÅŸimdi,sanat mı yazılanlar yoksa yoÄŸunluk mu? ya da niye yazıldı bu mektup niye selam ettim tüm dostlara.Sitemdi aslında yazacaklarım,nöbetçiler olacaktı her kelimemde ama ben;yine barınakları seçtim bir kış gününde.Ve herkeze selam KARDAN BARINAKLARDAN gardaşıma,dostlara,teyzeme, bilmiyorum kimler var orada ama onlarada selam.Hatta ordaysa aile doktorumuza ve derede beslediÄŸi balıklara da selam söyle benden……

alıntıdır
Belgin Eti

Enkaz

Posted by PearL | Mektup Hikayeleri | Cuma 13 Mart 2009 04:11

bana hak vermesen ne olur dünya mı durur söylesene.istemedim ki senden beni anlamanı ve benim seni sevdiğim kadar da senin beni sevmeni istemedim ki.böyle bir duyguyu kalbi olan yaşar oysa senin kalbin olduğundan bile şüpheliyim sevdiğim.seni nasıl sevdim halen anlamış değilim ve anlayabilmek için de çook uzun yılların geçmesi gerektiğine eminim.lakin benim bu yaralı yüreğim ile fazla uzağa gidebileceğim de meçhul.
seni ilk gördüğüm de bembeyaz karların altından yaşama ellerini uzatan bir kardelenin güzelliğini,gözlerinde yaşamın tazecik anlarında yanında olmasını isteyebileceğin biri olduğunu düşündürecek kadar masumiyet gördüm.yalanmış inanmak zor da olsa gözler de yalan söylermiş senden öğrendim.ama şu bir gerçek ki hakkını vermeliyim hayat bir oyunsa sen oscar ı hak edecek kadar iyi bir figüransın.neden figüran biliyor musun çünki ilk ve son oyununun yapımcısı bendim de ondan.farkettiysen sana benden başka kanan benden başka yanan yok a sevdiğim dünya yalan ve ben senin ardında bıraktığın bir enkazım şimdi.

alıntıdır
Hülya Kar

Sonraki Sayfa »
site ekle - Toplist

Kiþisel


Zirve100 Site ekle