Genel Hikayeler

Geleceğe Bir Bilet

İçimde bir şeyler tutuşuyordu. Geçmişle gelecek arasına sıkışıyordum sanki… Duygularıma isim bulamamanın çaresizliği, bende derin izler bırakıyordu. Seneler sonra ziyaretime gelen üniversite arkadaşımın, beni hayatımın yaşanmış kısımlarına doğru sürüklemesinin ardından, o yıllara ait ne kadar değer varsa hepsinin, beynimin ve yüreğimin içinde dans edişleri, ruhumun azgın bir hüzün okyanusunda yol almasını sağlayarak, benliğimi, savunmasız gördüğü […]


Kılavuz

Telefon çaldı. Telefona en yakın konumdaki annem, telefonu açtıktan sonra acı bir feryat yükseldi. Henüz onüç yaşında ve derin acılarla tanışmamış biri olarak, delice çarpan yüreğimle donup kalmıştım. Öteki odadaki babam, benimkine benzer bir heyecanla odaya geldiğinde, annem telefonu kapatıp meraklı gözlerle kendisine bakan bizlere hıçkıran bir sesle o kötü haberi vermişti. Antalya’da oturan teyzemin […]


Neden Olmasın?!

Havanın güzel olmasını fırsat bilerek, kütüphaneye doğru yol alan belediye otobüsünden bir iki durak evvel indim. Bahar, pencerelerinden sardunyalar sarkan cumbalı evlerin meydana getirdikleri sakin ve sessiz olduğu kadar huzurlu sokakta, bahçelerden, insanın önce ciğerlerine sonra da yüreğine dolan manolya kokuları ile “-İşte yine ben geldim!” diye haykırıyordu adetâ… Huzur, burada gönül rahatlığının ötesinde bir […]


Anahtar

Sema Hanım, çalan saatin sesi ile aniden uyandı. Bilhassa asker dönüşü inandığını yaşamak konusunda gayet hassas bir tavır içine giren oğlu Halim’i namaza kaldırmaya gittiğinde, onu, abdest alırken buldu.
“Yine camiye mi evlâdım?” diye yüzünü kurulayan oğluna sordu ve sonra sorduğu sorunun anlamsızlığının farkına vararak, geriye döndü. Zirâ Halim, içindeki muhabbetin ona verdiği aşkla vakit namazlarının […]


Bir Bayram Sabahı

Bayram namazı için erkenden uyandım. Çocukluk yıllarımdan beri babamla birlikte gittiğimiz bayram namazlarının birine daha kavuşmuştum. İçinde bulunduğum yirmili yaşlar, Ramazan’ın manevî coşkusunu daha iyi içime sindirmemi sağlayarak bana çocukluğumdan farklı şeyler hissetirse de, babamla birlikte gittiğimiz bayram namazlarının lezzeti dimağımda aynı tazelikte duruyordu. Bayramın bahara denk gelmesi sebebi ile her taşında binlerce hatıram olan […]


Hiç bir şey için geç değil..

Yaşadığı şehirden, bulunduğu ortamdan
kısacası yaşantısından sıkılan
bir adam, cebindeki az miktar para ile yanına hiçbir
şey almadan bulunduğu kenti
terk edip daha önce hiç bilmediği bir ülkeye gitmiş.
Oraya henüz alışmaya
çalışırken birden bir ses duymuş.
Bir çığırtkan, avazı çıktığı kadar meydanda bağırıyormuş:
- Tiyatro! Gelin! Kaçırmayın! Bu akşam Tiyatro!…
Adam hayatında hiç tiyatroya gitmemiş ve
inanılmaz derecede merak etmiş.
Biletin nereden alındığını öğrenmiş.
Bilet fiyatı […]


Uzunkulak ile Kelebek

Uzunkulak sabahın erken saatlerinde köyden ayrılmış, otlamak için meraya gidiyordu. Şöyle bir kafasını kaldırıp havayı kokladı. Gün, güzel ve güneşli geçeceğe benziyordu. Etrafına bakınıp dururken yavaşladığını fark etti. Şimdi eğlence zamanı değildi. Karnı çok acıkmıştı. Adımlarını sıklaştırıp hızını artırırken düşüncelere daldı:
“ Şu dünyada dertten, kederden uzak yaşamak ne kadar güzel.
İki-üç günde bir de olsa kırlarda […]


Saz Çalan Kazım

Köyün birinde köylünün birinin kaz sürüsü vardı. Zaten adamda kaz çobanıydı ve adı Kazım’dı. Koyun güder gibi kaz güdüyordu. Kaz çobanı önüne katmış kazları giderken durup türkü söylemeye başlayınca kazlar etrafına toplanıyor ve onu dinliyorlardı. Böyle sazsız, cazsız, müziksiz türkü söylemek Kazım’ı mutsuz ediyordu. Kazım bir gün arkadaşlarından izin alarak köyden ayrıldı ve şehre saz […]


CircirbÖceĞİ

Bir gün new yorkta bir grup iş arkadaşı yemek molasında dışarıya çıkarlar. Gruptan biri kızılderilidir. Yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yolda çalışma yapan işçilerin araçlarının çıkardığı gürültü, araçların korna sesleri arasında ilerlerken kızıldereli kulağına cır cır böceği sesinin geldiğini söyler ve aranmaya başlar. Arkadaşları bu gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını kendisinin öyle zannettiğini söyleyip […]


BorÇ

Oldukca yasli bir adam, kendisi gibi kamburlasmip yere yanasmis bir agacin altinda agliyordu.
Biraz önce irikiyim bir genc yanina sokulmus ve kendisinden içki parasi istedikten sonra
bir de tokat atmisti. Yasli adami yere yikildigini görenler, hemen yardimina kosup:
-Gecmis olsun dede. O serseri ne istedi ki senden?
Adamcagiz, bir sey olmamis gibi toparlanmaya calisirken:
-Eski bir borcum vardi, onu istedi. […]