Tut Ellerimden

Posted by PearL | Ayrılık Hikayeleri | Pazartesi 13 Nisan 2009 00:24

-Git bakalım Selen, git! Ne oldu yani sana biraz bağırdımsa. Bilmiyormusun sanki benim sinirli bir adam olduğumu. İş yerimdeki sorunlarımı da biliyorsun. Kaç zamandır müdürle düşman gibiyiz. Bumu yani sevmek? Tamam, geçen gün çok sinirlendim, sana ağır laflar söyledim. Ama idare edeceksin beni. Her evde olur bunlar. Sen bu evin kadınısın, katlanacaksın bazı şeylere. Çocuğu da aldın götürdün annene. İyi mi oldu yani şimdi? Selen bak! Eğer böyle inat etmeye devam edersen bu yuva dağılır sana söylüyorum. Bir daha da beni bulamazsın..

-Ahmet, mektubunda bana katlanacaksın diyorsun. Yazıklar olsun sana! Bunca sene senin bitmek tükenmek bilmeyen sinirine, bundan dolayı sürekli kavga çıkarmana göhüs geren ben değil miydim? Ama artık dayanılacak gibi olmadığının farkında bile değilsin. Hadi kendimi geçtim, alıştım sana. Ya Can? Daha sekiz yaşında. O’nun önünde her gün ettiğimiz kavgalardan çocuğun ne kadar üzüldüğünün farkında değil misin? Eğer bu yuva dağılacaksa bil ki benim yüzümden değil, senin öfkene hakim olamadığın içindir. Bir daha beni bulamazsın demişsin. Ahmet ben çok düşündüm. Sen kendini değiştirmedikçe bizim o evde asla huzurumuz olamaz. Ve artık ben senle sürekli kavga etmekten, usandım. O yüzden bir daha sana dönmeyi asla düşünmüyorum.

-Selen, bugün senin ve Can’ın benden gidişinizin dördüncü ayı. Bir gün çekip gideceğini hiç düşünmedim. Gidersen de üç beş güne dönersin dedim. Sizden sonra ev çok sessiz. Ölüm sessizliği gibi. Selen galiba sen haklıydın. Ben gerçekten sana çok haksızlık ettim. Bu arada her şey ardınızda bıraktığınız gibi. Bir ben değiştim sadece. Sizden sonra, en yakın arkadaşım Alkol oldu. Senin ve oğlumun hasretini ancak böyle söndürüyorum. Bu arada işten de atıldım. Alkolik ve kendini kaybetmiş birin istemiyorlar. Bütün gün evdeyim. Gecelerim, gündüzlerim birbirine karıştı. Bazen duvarlar üzerime üzerime geliyor, boğuluyorum. Kaç zamandır saçımı, sakalımı da kesmiyorum. Annem emekli maaşından yardım ediyor bana. Zaten masrafım yok. Boğazımdan sizsiz bir tek lokma geçmiyor. Tek masrafım sevgili dostlarım içkim ve sigaram. Akşamları Can’ın resmine bakıyorum. Bende kalan, o minik yeleğini öpüp kokluyorum. Can’ı çok özledim biliyormusun? Hep odasında yatıyorum kokusunu içime çekmek için. Dün O’nun okuluna gittim uzaktan da oğlumu göreyim diye. Ve gördüm onu. Gördüm canımın içini. Arkadaşlarıyla birlikte gülüp oynuyorlardı. Bilmiyorum ben aklında varmıydım? Koşup ona sıkı sıkı sarılmak istedim. O süt kokusunu koklamak istedim. Yüzümü yüzüne değdirmek istedim. Yapamadım. Benim bu perişan halime üzülmesini istemedim. İçim yana yana O biricik canımı seyrettim. Kah mutluluktan ağladım. Kah hasretinden hıçkırıklara boğuldum. Sizi çok özledim anlıyormusun? Lütfen dönün artık! Sizden sonra evdeki bütün çiçekler soldu .Kuşlar bile pencereye gelmez oldu. Her kez biliyor artık bu evde Can yok, Sen yok, hayat yok…

-Ahmet, bütün bunlara benmi neden oldum? Allah’ının aşkına söyle. Neden bana bu mektubu yazıp beni daha da acılara boğuyorsun. Sanıyormusun ki ben o evden çıktıktan sonra eteğime zil takıp oynadım. Biliyorsun senle ne kadar tartışsak da, ben en güzel günlerimi o evde yaşadım. Sende gözümü açtım ben. Ben, sende çocuk oldum. Kadın oldum. Ana oldum. Sanma ki evliliğimize vefasızım. Sanma ki her şeyi içimden bir kerede söküp atabildim. Hele, Can.. Çocuk rüyalarında hep “Babam, Babam diye sayıklıyor. Her gece senin resmini öpmeden, sana “iyi geceler babacım” demeden yatmıyor. Hangi ana ister yuvası dağılsın. Ahmet, seni severdim, hem de candan bilirsin. Gene içimde başkasın. Ayrıldık diye ne olur kendini bırakma. Kendine yazık etme. Bizleri de burada daha fazla kahretme.

-Selen, Selenim. Sana iyi haberler vermek istiyorum. Bilmiyorum bu saatten sonra, yani beş aydan sonra kıymeti varmı senin için. Alkolü bıraktım artık. Kendime bir işte buldum artık. Bu arada psikoloğa da gidiyorum, sizi benden koparan şu kahrolası sinirli halimden kurtulmak için. Selen, yalvarırım gelin artık. Başka ne yapmamı istersen söyle, inan yaparım. Tut artık ellerimden anlıyormusun. Yalvarırım tut ellerimden.

-Canım babacım benim. Canım babacım. Çok mutluyum artık. Annem valizlerimizi toplamaya başladı. Bu hafta sonu yanına geliyoruz. Bir daha senden hiç ama hiç ayrılmayacakmışız….

Mustafa Sakarya

alıntıdır
kaynak : hikayeler

Zamansızlıklarda Yok Oluş

Posted by PearL | Ayrılık Hikayeleri | Pazartesi 13 Nisan 2009 00:23

Aşk kurban edildi.
Bir çıglık sonsuza uzandı.
Önünde uzanan sonsuzluga dogru baktı.Bir mum duruyordu uzakta, elindeyse son kibrit çöpü yanmayı bekleyen.Yaksa kibriti “muma ulaşmadan sönermiydi avuçlarında?”,” karanlıkta mı kalırdı yüreği?”.
Bir lodos esti sonsuzluktan ,ürperdi teni.Küçük bir umut biriktirmişti içinde, böyle anlar için.Biriktirip, yüreğinin kutucuguna saklamıştı.Avuçlarına aldı umudu, umut küçük kaldı ,mum uzak…Mum uzak kaldı ,kibrit çöpü tek…Ayagını kaldırdı ,umudun gücüyle bir adım yaklaştı sonsuzluga.Mum ses verdi.Bir kaç adım daha attı ,buruk bir heyecanla.Son kez baktı sonsuzlugun hiç görmediği gözlerine.Geri dönmek istemeyebilirdi.Gidişleri tükenmiş bir çocuk gülümsedi yüreğinde.Gidiş yoktu,dönüşlerse hiçlik.Gidiş olsa ,dönüşler yine hiçti.Ne farkı kalmıştı ikisinin.Ümitsizlige düştü,yüreğinde havalanan kuş.Yere düştü kanadı kırık…

Umut kelebege dönüştü
Bir günlük ömür sürdü.
Oysa gitmeyi dilemişti her şeye ragmen.İçi pır pır etmişti.O muma erişmek ,aydınlıga çıkışların yoluydu.Zamana yenik düştü yüreği.Hayata yenik düştü umudu.Toz pembe hayalleri karardı.bulutlar sardı gökyüzünü.Bir daha döndü ,sonsuzluga baktı.Son bakış tekrar olmuştu.
Elleri hayal uçurtmanın ipinde
İp koptu hayal oldu.
Oysa mum alevi meşaleler yakmıştı ,düşlerinde.Gri yalnızlıgı son bulacaktı.Sisler kalkacak ,aydınlık olacaktı gökyüzü.Maviydi her şey, sonsuzluk kadar mavi…Hayaller kadar mavi…Bir adım gitmek istedi sonsuzluga.Ayagı tökezledi.Yarım kaldı yolculuk.Yarım kaldı düşleri.
Ellerinde soldu düşleri
Hiç oldu gidişleri.
Gidişlerden ürkmüştü ilk defa.Gidişlerin dönüşlerine kırgın…Aşktan korkmuştu ilk defa ,aşkın sonları buruk…Kaybetmeyi göze alamazken, ilk defa meleklere bırakmayı seçmişti; yıllar önce kanadı kırılmış bir eski melek.Gitmek istese, engeller serilmişti yollarına.Engelleri aşsa, sonlar belirsiz…Başlamakla ,hiç başlamamak arasında ince bir çizgi serildi önüne.Adımını attı, yüreği agır çekti ,uçuruma düştü gözleri.
Sevgi için kendinden geçti.
Sevdiği için sevdiğinden.
Oysa günün gülüşünden güzeldi gülüşü.Günün doguşu olmuştu, her şeyden öte.Beklemeye bile razı kılmıştı gönlünü ve elleri kayboldu henüz dokunmadan tenine.Sevgisini tatmadan ,sevgiye yenik düştü ruhu.Perdeler çekti ,hiç görmeden gözlerine.Hiç yazılmamış bir efsane kaldı şehirde.
Zamansız zamanlara denk düştü gelişi.
Hayata vurgun düştü kavuşmak.
Şimdi üşümek var gri yalnızlıkta.İsyanda bir çıglık var kimsenin anlayamacagı.Perdeler aralanırsa birgün ,anlatılacak uzun bir hikaye var ;kimsenin bilmediği…Yarım kalmış, imzasız mektuplar var çekmecede, hiç gönderilmemiş…Kırpılmış düşler,kırık hayaller var muma hasret bir kuytuda.
Süzülmek istenen onun penceresi
Kapalı perdeler kaldı umutsuz.
Yüreğine fısıldayan düşlerin getirdiği isim, düğümledi gidişlerini.Dokunamadan düş gülüşlerine, baştan yıktı masal dünyasını, hayatın acımasız yanı.Umuda bıçak saplandı.Umut kan oldu, gözyaşları akmaya bile yorgun…Ve herkesin sonunu farklı yazdıgı bir masal kaldı, henüz hiç söylenmemiş.Kurumuş yapraklara dönüştü, biriktirdiği yemyeşil rüyalar.Dünün agırlıgı,yarının belirsizliği kilitledi gidişlerini.
Zamansız zamanlara aktı kum taneleri.
Umut kelebeği ölü uzandı.
Gidişler susturuldu sonunda.Gri yalnızlık sardı gökyüzünü.Kanadı kırık melek bir kenara çekildi.Melekler baktı onun gözlerine.İçindeki hüzne bulaştırmamanın buruk hissi, mutluluga ugurlandı küçük mum alevi.Yüreğinde meşaleler yansın diye…
Ve melek kapattı gözlerini
Mumun alevi daimi olsun umuduyla.
Ve sustu tüm sözler,
Söylenmemiş çekildi kenara.

Özlemlere düştü zaman
Zamansız oldu aşk.
Ve umutlar çekildi
Belirsiz bir yalnızlık sardı her yanı.
Şimdi senden ve kendimden,
Tüm her şeyden vazgeçişte bile,
Bir hayalin gölgesinde
Saklayacağım seni ebediyete..

Muzaffer Akkaya

alıntıdır
kaynak : hikayeler

Karanlık Mahzenimde

Posted by PearL | Ayrılık Hikayeleri | Pazartesi 13 Nisan 2009 00:22

Hayatın acımasız yollarında yapayalnız ben,kendi kendime çabalıyordum yaşamak için, yaşam için.Ansızın sen gelirsin de,sıcaklığa hasret kalmış şu ellerimden tutarsın belki diye bekliyordum karanlık mahzenimde.Ne yöne baksam kopkoyu bir karanlık.Haykırıyordum hayata.Küçücük bir ışık dahi olsa gelirsin belki diye bekliyordum.Bir hücre içinde yıllarca güneş ışığına hasret kalmış bir suçlu gibi muhtaçtım sana..
Sonu gelmeyen bir çölde günlerce susuz kalmış bir bedevinin suya hasret kaldığı gibi hasret kalmıştım bir gülüşüne.Düşünüyordum da neden döndüğünün artık bir önemi yok.Şu an aynımda oluşun,gözlerine bakışım,sıcaklığında ısınışım karanlık mahzenime bir güneş misali gibi doğdu.Artık hayata ölmeyeceği müjdelenmiş bir kul gibi bakıyorum.
Seninle birlikteyken geçecek her anın,her dakikanın hatta her saniyenin mutluluğu içimde bir kelebeğin kanat çırpışı gibi beliriyor.Biliyor musun?Ayrı geçirdiğimiz her gün dipsiz kuyulara sürükleniyordum sanki.
Ellerim,ellerim dokunsam da hissetmiyordu,hiç bir duygu belirmiyordu kalbimde.Yanımda milyonlarca insan olmasına rağmen yapayanlızdım.Korumana muhtaçtım..
Küçük ve karanlık mahzenimde bir ışık bir umut için yalvarıyordum Allah`a,yanımda sen bir yıldız gibi parıldayana dek.Nasıl da özlüyordum.
Belki iki sevgilinin,belki de yıllarca görüşmemiş iki dostun birbirini özlediği gibi,Tanımlayamıyordum ki. Özlemin içimde işte böyle büyük yaralar açmıştı.
Aslında artık yanımda olsan dahi, seni özlemeye devam edeceğim,birikmiş yılların hasretiyle.
Ne olur ne olur ben bir daha bırakma anne !
Sıkıca tut ellerimden çok üşüyorum.

Muzaffer Akkaya
alıntıdır
kaynak : hikayeler

Rüya

Posted by PearL | Ayrılık Hikayeleri | Pazartesi 13 Nisan 2009 00:21

Sen gelmiştin bugün, bir akşamüstüydü. Tuhaftırki galiba beni sevmeye başlamıştın. Bakışından belli oluyordu bu.Yalnız ama sadece bana bakıyordun, hiçbirşey söylemeden.Ben başım önde öylece duruyordum.
Oysa sen içimden sana doğru akan nehirleri sana doğru coşan ırmakları görmüyordun…
Ben mavi kaplı defterime sana dair şiirler yazıyordum.
En umulmadık haliydi zamanın, hiç umudu yokken aşkın çıkagelmiştin bir akşamüstü. Ve ben bir kez bile bakmadan sana öylece duruyordum. Değişmiştin sen güzelde olmuştu hani.
Tanrım dedim yoksa o da mı sevmişti.Bitmişmiydi yani bütün hüsranlar ve acılar. Bundan sonra herşey güzel mi olacaktı?
Sen gelmiştin; sadece bana birşeyler söylemek ister gibiydin, sanki yüreğin elindeydi ve bana vermeye meyletmiştin.
Bense hala korkaklık abidesi ruhuyla yüzüne bakamıyordum.Çünkü biliyordum, sen gelmiştin ve beni sevmiştin.
Kavuşmanın adı korkaklık olmuştu bende ama yinede mutluluk içimden taşıyordu sen göremesende…
Yalnız bana bakan gözlerin inceden inceye süzüyordu benliğimi.

Bu mutluluğu nasıl yaşamalıyım demeden uyandığımı anladım bir gece yarısı,güzel bir rüyadan…En hüzzam anıydı hayatın.Ben yine hayata küstüm, sen gelmemiştin.

Filiz Punar

alıntıdır
kaynak : hikayeler

Babaya Veda

Posted by PearL | Ayrılık Hikayeleri | Pazartesi 13 Nisan 2009 00:20

Akciğer kanseri olan yaşlı adama, ameliyatının ardından ışın tedavisi önermişti doktorlar.

Konya’ da ışın tedavi merkezi bulunmadığından, İzmir’ de görevli oğlunun yanına getirmeye karar verdi aile.

Oğlu, doktorla yalnız görüştü. Babasının raporlarını ve filmlerini gösterdi. Doktor: Hastalığın son aşamasında olduğunu, ancak yirmi günlük bir tedavi uygulayacaklarını bu tedavinin ise babasını kurtaramayacağını, sadece ölümünün daha az acı ile gerçekleşeceğini söyledi.

Tedavi süresi tamamlanmıştı.

Konya’ya dönüş zamanı gelmişti.

Oğlu, yatağından kaldırmak için kucağına aldı babasını. Acılar içerisinde inleyerek sarıldı oğluna yaşlı adam.

Plastik bir sandalyeye oturtup dördüncü kattan aşağı indirdiler. Arabasının ön koltuğunu sonuna kadar yatırıp babasını koltuğa yerleştirdi.

Yaşlı adamın kemiklerinden gelen çıtırdama sesleri, oğlunun yüreğinde, bir ömür kapanmayacak derin çizikler bırakıyordu.

Doktorlar bir hafta kadar yaşayabilir demişlerdi.

Yolculuk boyunca, son anların tadını çıkarmak istercesine hiç susmadan laflar etti genç adam. Babasıyla konuştu onu güldürmeye çalıştı yormadan. Dinlenmek için durduklarında ateşini kontrol ediyor bahanesiyle babasının ellerine, yanaklarına dokundu her seferinde uzun, uzun.

Günün sonunda Konya’ya ablasının evine geldiler.

O geceyi ablasında geçirdiler. Ertesi sabah, genç adam İzmir’e dönmek için babası ile vedalaştı. Sıkı, sıkı sarılmak istiyordu ama babasının canını acıtmak korkusuyla yavaşça son kez sarıldı babasına.

İki gün sonra babasıyla görüşmek için telefon etti. Tüm akrabalar evlerindeydi. Babasını verdiler telefona. Genç adam: Nasılsın baba? Dedi. Yaşlı adam sadece’’ i’’ diyebiliyordu.‘’ i ‘’İyiyim demek istiyordu. Artık konuşamıyordu.

Üzgün bir halde telefonu kapattı.

Ertesi gün, babasının vefat ettiğini haber verdiler.

Otobüs yolculuğu boyunca babasıyla yaşadıklarını düşündü. İlkokula kayıt için gidişlerini, balık avlamalarını, top oynamalarını, motosiklete binmeyi öğretişini. İnce bıyıklarını, küçük telaşlı gözlerini, hızlı adımlarla yürüyüşünü. Sevinçli anlarında attığı kahkalarını, üzüldüğü zamanlarda gözyaşlarını saklayışını.

Ertesi gün defin işlemlerini tamamladılar.

Babası postaneden emekli memurdu. Genç adam okul çıkışları postaneye gelir, babasının mesaisi doluncaya kadar bekler, evlerine birlikte dönerlerdi.

Babası postanede mektup kabul bölümünde çalışırdı. Babasının mesaisinin dolmasını beklerken boş masada, üzerinde köylü kızı resmi olan elli kuruşu hızla döndürür, paranın dönme hızı bitince masa üzerinde yalpalarken çıkardığı sesi dinlerdi.

Şimdi, yıllardır gitmediği o postaneye babasının ölüm raporunu ve sağlık cüzdanını, emekli sandığına göndermek için gelmişti. Zarfı orta yaşlardaki görevliye uzattı, Çocukluğunda oturup babasını beklediği masaya gitti bakışları.

Masada okul kıyafetleri ile bir çocuk oturmuş, masa üzerinde bozuk para çeviriyordu.

Bir ömür boyu kulaklarında taşıyacağı paranın yalpalarken çıkardığı sesi ve babası ile birlikte evlerine dönüşlerinde duyacağı mutluluğu sindiriyordu minik yüreğine.

Ali Akın
alıntıdır
kaynak : hikayeler

Geride Kalanlar

Posted by PearL | Ayrılık Hikayeleri | Çarşamba 11 Şubat 2009 03:46

senden arda kalan yıkıntılar arasındayım… yar gitti arkasına bakmadı, ağlamaklıyım! be günle yaşamıştık, neler paylaşmıştık, bu kadar kolay mıydı sevgili terketmek! ah sevgili! sen benim her şeyimdin, benim sevdiğimdin, çok severdin hani, nasıl da gittin. Öksüz çocuklar gibi beni nasıl da sensizliğe mahkum ettin ya da kim bilir, belki de bırakmak zorunda kaldın. el ele tutuşup, hiç ayrılamayacağımızı terkedirdik, ayrılacağımızı bilircesine, her gittiğimiz yerde şarkımızı söylerdik….. biz seninle hep gülerdik, ağlamayı beceremedik! ben ne kendimi sensiz düşünebilirim, ne de seni bensiz… olmaz olamaz. o zaman güneş doğar mı gökyüzüne, aynı güzellikle, ya çiçekler açar mı, hayat devam ediyor dercesine… sende yapamazsın bensiz. gel bekliyorum.seni çok seviyorum…

alıntıdır

Galip ve Mağlup

Posted by PearL | Ayrılık Hikayeleri | Çarşamba 11 Şubat 2009 03:45

bir gün çekip gitmek gelir içimden bİr gün kalıp savaşmak.. bütün olaylara göğüs germek burdayım,karşınızdayım İşte!! ben buyum demek gelir içimden.. bazen; gücüm tükenir, sabrım taşar, dibe vururum.. İşte o an!!! ben çaresizlikler içinde kıvranırım. gören olmaz çığlıklarımı, hisseden olamz duygularımı, gözyaşlarım sel olup akarken; sana doğru sevgili… sen bana doğru gelecek misin? Önemli olan bu biliyormmusun? kötü günde beraber olabilmek.. İyi gününde herkes yanında olur. eminimki sen gelmek isteyeceksin.. ama… seni göndermeyecekler, göndermezler sevgili. bizi ayıracaklar, bizi koparacaklar… biz mutlulugu birbirimizde bulsakta… başka kollar bize yasak olsada.. yollarımız bize tuzak, yollarımız bize uzak sevgili… kapanması zor uçurumlar var. uçurumlardan düşeriz. ne ben sana, ne de sen bana yar olamzsın sevigli.. biz birbirimizin yarı olsakta kader! kader!bu sevgili önüne geçilmezki.. Çare bulunmazki… zorla güzellik olmazki. olsada kabul edemem ki. ben guruluyum sevgili. gururumu çiğnetemem her ne kadar aşkta gurur olmaz desende olmaz olurmu sevgili bİzi var eden benı ben yapan Şerefli kılan gurur değil mi sevgili gurursuz mu olalım. kör olası lanet töreler için kör olası kendini bilmez çenesi düşükler için namusu beyinde değilde başka yerde arayanlar için Ömrümüz tükenecek sevgili… Ömür bitecek.. belki sana başka kollarda, başka gözlerde mutluluk bulduracaklar ama ben sneın kollarına ben snein gözlerine hasret kalacağım sevgili senden sonra ne yapacağımı nasıl yaşayacağımı bİlmiyorum sevgii sensizliğe yaaşam denirse sevgili sensizlik nedir bilir misin sevgili? sensizlik yaşarken ölmek, sensizlik.. yemyeşil bir ağacı ble bile susuz bırakmak,kurutmak sensizlik diri diri mezara girmek. artık ne türkiye\de ne istanbul\da nede ümraniye\de yokum yokum sevgili anlıyormusun sevinin çenesidüşük töreler sevının namusu beyinde değilde başka yerde arayanlar ayrıldık işte galİp sİzsİnİz maĞlup bİzİz

alıntıdır

Ayrılık

Posted by PearL | Ayrılık Hikayeleri | Çarşamba 11 Şubat 2009 03:00

upuzun yol adım adım tükeniyordu. yolun bitmemesi için ağır ağır, adeta kaplumbağa gibi yürüyorlardı. ama her şey gibi bunun da sonu geliyordu. mehmet, bir tarafında eşi ayşe, diğer tarafında annesi, kucağında üç yaşında çocuğu ile ilerliyordu. hepsi susmuş, kendine göre düşünce âlemlerine dalmışlardı. ara sıra annesi mehmet’e verdiği bazı öğütlerle bu suskunluğu bozuyordu. bir ara ayşe’yle göz göze geldiler. ayşe, gözleriyle gitme diye yalvarıyordu. mehmet’in gözleri ise bomboş, düşüncesiz, çaresiz… sadece bakıyordu, görme işlevini yerine getiriyordu. mehmet ne düşünmesi gerektiğini, ne yapması gerektiğini bilmiyordu. yol bitmeye başlamıştı. sahil, iskele, mehmet’i alıp götürecek vapur çok net bir şekilde görünüyordu. kayalıkları yalayan dalgalar bir başka köpürüyordu, bugün. hava bir başkaydı. güneş göz kırpmıyor, adeta bulutların arkasına saklanmış, ağlıyordu. bulutlar yas kıyafetini giyinmiş, ağlamaya hazır bekliyordu. ve bulutların gözünden kaçakça süzülen birkaç damla yağmur, ayşe’nin gözüne ilişiverdi. belki bunlar yağmur damlası değil ayşe’nin gözyaşlarıydı. birkaç damla süzüldü mü ardı geliyordu. ayşe’nin gözleri yaşlı, annenin gözleri yaşlı… Çocuk şaşkın şaşkın bakıyordu, annesini görünce o da ağladı. sebebini bilmese de… mehmet kendinden çok annesine, ayşe’ye cesaret vermek için dimdik duruyordu. kamburumsu omuzları düzleşmiş, göğüs kafesi şişmiş, karnı içine çekilmiş bir vaziyette yürüyordu. ama sanki yürümüyor geri geri gidiyordu. annesi: —oğlum, son şansın iyi düşündün mü? mehmet’in boş bakışları, çocuksu bir bakışa dönüştü. susuyordu. bir ara kaşlarını çattı, azını açtı, tam bir şeyler söyleyecekken geri sustu. kelimeler boğazına düğümleniyordu. sonra derin bir nefes aldı: —anne, mecburum. tekrar bir suskunluk oluştu. sonra anne ağlamaya başladı, ayşe ağlamaya başladı, çocuk bu defa suskun… tam bu sırada vapurdan şiddetli bir ses çıktı. yanık yanık öterek sanki o da ağıda eşlik ediyordu, bırakma aileni diyordu. annesi: —oraya varınca haber ver. —… —oğlum duyuyor musun? —anne kızgın değilsin değil mi? —o ne biçim söz oğlum, sana kızabilir miyim? ama gitmeden önce iyi düşün. —ne yapabilirim anne? babam; seni, beni, tüm iyi günlerimizi yıkıp bir kadınla kaçtı, malı mülkü de sattı. birkaç dönüm çorak tarla kaldı; bir de iki odalı, kerpiç ev… yağmur yağmadı, ekinler büyümedi. başka ne çarem var. annesinin gözlerinden yaşlar süzülüyor. ama şimdi bir başka… kinle, nefretle… —onun adını anma, artık hayatımızda o yok. sen, gelinim ve torunum varsınız. başka hiç kimse beni ilgilendirmez. ayşe hala suskun… gözleriyle vapuru süzüyordu. ama aslında vapuru değil yaşadıkları hayatın içini süzüyordu. mehmet: —sen bir şey söylemeyecek misin, ayşe? —ne söyleyebilirim ki. böyle olmasını biz istemedik. kader demek isterdim de, kaderin suçu ne? zaten kimin başına bir şey gelse kader diyor. kader de bu kadar yükü, suçlamayı kaldıramayacak. baban da suçlu, bu hayat da… sen de suçlusun ben de suçluyum. bir olay oldu mu, o olayla ilgisi olan herkes az çok suçludur. Şimdi suçlu aramakla vakit kaybetmeyelim, bu günümüze bakalım. madem sen böyle karar verdin, tamamdır. bana sadece beklemek düşer. kendine iyi bak o bana yeter. İlerden gelen bir anons konuşmaları kesti: —vapur beş dakika sonra kalkacaktır! hava hıçkırarak ağlamaya başlamıştı. hepsinin şakaklarından yağmur damlaları süzülüyordu. gözyaşları yağmur tanelerine karışarak akıp, gidiyordu. hepsi rahatça ağlıyorlardı. doğa onlara bu izni vermişti. mehmet annesini kucakladı: —anne, kendine iyi bak, hakkını helal et. —helal olsun oğlum. ak sütüm gibi helal… hıçkırıklar daha fazla konuşmasına izin vermiyordu. mehmet ayşe’yi kucakladı: —annemi fazla üzme, iyi davran. yaşlı olduğu için çabuk alınıyor. bir de babamın olaydan sonra iyice alıngan oldu. zaten fazla bir zaman kalmayacağım. biraz para kazanayım, geri dönerim. ayşe’den gene ses yok; ama gözleriyle mehmet’in sözlerini tasdik ediyor ve ona güven veriyordu. en son çocuğunu kucağına aldı, doyasıya öptü. valizlerini aldı, yürüdü. arkasına hiç dönmedi, gözyaşlarını göstermemek için, tekrar dönerse gidemeyeceğinden korktuğu için, çaresiz yürüdü. İçinin acısını dışa vurmamak için kendini sıkıyordu. dimdik, taş gibi yürüyordu, arkasında kalanlar da ondan güven alıp dimdik dursunlar, hayata sıkıca sarılsınlar, diye. sadece yürüyordu. vapur ağır ağır sahilden uzaklaşıp, gözden kayboluyordu. geride kalanlar sessiz, suskun, donuk… birbirlerinin gözlerine dahi bakmıyorlardı. baksalar gözyaşları tekrar alevlenecekti. yağmur… bir tek o çekinmeden, gürleye gürleye ağlıyordu. ve gemi tamamen gözden uzaklaştı, kayboldu.

alıntıdır

Rüya Günler

Posted by PearL | Ayrılık Hikayeleri | Salı 10 Şubat 2009 08:22

Film gibi başlayıp film gibi bitirdik. Sevdik, gerçekten sevdik. Ama birlikte olamadık. Yedi yaş farkının olmasına karşın çok uyumluyduk. Duygularımız, düşüncelerimiz hep aynıydı. Onun yanında güvendeydim. Onsuz yaşayamazdım. Her gün yanına gidiyor onu görüyordum. Söylemeyin ama bazen de saklıca izliyordum onu. Her şey o kadar harikaydı ki. Ama bu kadar . güzellik ancak masallarda olurdu. Elbet bir yerde bozulacaktı büyü. Evet birbirimizi seviyorduk. Hem de delicesine. Suçlayamazdım. İhtiyacı vardı, benimde öyle. Dayanamadım sustum. Konuşuyorduk biraz durakladı. Yüzü utançtan kızarmıştı. Anladım kesin kötü bir şey olmuştu. Aman bizi ayırmasın da ne olursa olsun diye geçirdim içimden. Ama olmadı. O acı sözcüğü titreyen . dudaklarıyla söyledi. “evliyim”. Evet evliydi. O başkasınındı. Nasılda inanmıştım. Nasılda kanmıştım. Yaptığımız ne hataydı nede doğruydu duygularımızla davrandık. Sadece kalbimizin dediğini yaptık. Ama artık mantıklı bakma zamanıydı. Eşinden ayrılıp benimle olmak istediğini söylediğinde sarılmak ve öpmek istedim. Ama dedim ya artık mantıklı bakmak zorundaydım. O ellerindi. Bunu nasıl değiştirebilirdim ki. . Elveda deyip gitmek zorundaydım. Aşık olduğum gözlere son kez bakmak zorundaydım. Son kez kokusunu içime çektim. Son kez ayrılıyordum. Bitmişti. Terk ettim yada terk etmek zorundaydım. Şimdi gidiyorum, belki ağlıyorum ama değerdi. Onunla yaşadığım iki gün, ömre bedeldi. Bir ömürde burada bitti. alıntıdır

Yarım Kalacak Bu Sevdamız

Posted by PearL | Ayrılık Hikayeleri | Salı 10 Şubat 2009 08:20

 Selam arkadaşlar ben hayatı dünya bir gündür o da bu gündür diyerek yaşayan bi adamdım ve aşk benim için bir anlam ifade etmezdi işim gücüm haplar alkol mafyalık yapmaktı iyide bir grubum vardı hani kimse bize yaklaşamazdı okulun en popüler adamlarındandım koridorda yürürken önüm açılır hocalara karşı gelirdim izinsiz herşeyi . yapardım kimseden emir almazdım neyse hikayeme gelelim ;

Şu hani okulun en önemli adamıyım ya bi arkadaşım oda bizim okulda kardeşim gelicek onu sana emanet edicem dedi bende efelik yaptım tamam dedim ama aklıma olmicak şeyler geldi başıma aslında kız umurumda olmiyacaktı sözde koruyacaktım ama kim olduğunu bile bilmiyordum yine bir gün okulun kapısının önünde sigara içerken bana bir ses geldi biri şişşşt dedi oymuş meger bende hani bi erkektir falan diye hemen saldırcam mafyayım ya baktım böle benden küçük bi kız abi bakarmısın dedi benden genelde korkar kızlar şaşırdım gittim neyse tanıştık ve ben ilk defa bir kızın sordugu sorulara cevap . verme geregi duydum neden hala bilmem kendinden bahsetti açık sözlüydü ve benden korkmadıgı belliydi ben kızların gözüne bakmayı sevmezdim oysa inatla gözlerimi kovaladı bende muhabbet uzamasın diye birşey olursa yanıma gelin dedim oda tamam dedi ben devam ettim o gün kumar oynarken kaybettim alışmadıgım birşeydi ama aklımda ordaydı arkadaşlarım ilk defa böyle görmüşler beni sordular yok bişey dedim sadece uykusuzum dedim
sabah okula gittim tabi sınıfın başkanı benim defteri çoçuklara aldırdım kapıda bir baktım o hızla sınıfın kapısına gittim bi agır abi asabiyetiyle hoşgeldiniz falan böyle başladı konuşmalar o ve bazı arkadaşları tenefüslerde olsun boş derslerde olsun yanıma geldiler ve . bir gün yanlarına gittim dedimki kızlar bana bir kız ayarlayın yaşlanıyorum falan dedim daha bir kızla çıkmadım falan falan işte orda bişiler sölemek istedi anladım ama hoşuma gitti biri senle çıkmak istiyor falan kefil olurmusun dedim evet dedi bende insan kendinden başkasına kefil olmamalı dedim oda bi dersin girişinde bana . derse girmesen kızarlarmı dedi banamı dedim alay eder gibisinden konuşmaya başladı beni sevdigini söyledi ilk defa birine bu kadar çok baglandıgını ve deliler gibi sevdigini bende ilk defa utandıgım ama hoşuma giden bir duyguya sahip olduğumu ondan hoşlandıgımı söyledim ama sevmiyorum aşık degilim zamanla belki dedim tamam dedi . Çıkmaya başladık mutluydum herşey yolundaydı taki en çok sevdigim kardeşim dedigim bi kardeşim ona aşıktı aradan çekil dedi ona dedim senden başkası asla dedi olur dedik sen böyle de ben dünyayı karşıma alayım dedim . Aşkım demek bana yakışmazdı ve hala zoruma gider ona aşkım demedim bir kere doya doya işin . ters tarafı ben hala bilmiyorum onun bana emanet edilen kız oldugunu abisiyle karşılaştım okulda bana kardeşini göstercek oldu tam kızı gördüm benim kız demeden geliyor kardeşim dedi o ana hayatımın en zor anıydı belki çok sinirlendim resmen emanete hıyanetti benimki bilemezdim belki ama genede olmamalıydı . Günler böyle geçti hergün biraz daha bu rüzgara kapıldım çok sevdim canımdan çok beraber kafelere gittik gezdik çok ley yaptık ne olduğunu boşverin bir delikanlıya arkadaşının kardeşine bakmak yakışmazdı ama kendimi alamaz olmuştum sınıfta konuşuyorduk abisi duymasın diye herkes beni onun abisi biliyordu gerçegi bilenlerde konuşucak kadar cesur degillerdi . Neyse insanları sıkmak bize yakışmaz çok alışkanlıgımı bıraktım ondan sonra hayatım onun üstüne kuruluydu ve hayallerimiz vardı biz olmuştuk sen ve ben kelimeleri yasaktı onu sıkmak istemiyordum ama çok güseldi ona teklif edenler lavabolardan sürünerek çıktılar kanlı gömleklerle ona bakmanın onu rahatsız etmenin cezası büyüktü okul idaresinin bile üstünde baskım vardı attırıyordum okuldan tabi önce benden geçiyorlardı ama bu onları bilmedi ve hiç ögrenemiyecek. Ona mesaj atardım genelde konuşunca abisi babası çakar diye olayı mesajlaşırdık beni ailesinden çok severdi kocası sayardı bende ona karım derdim. Ama bir gün attıgım mesajları abisi gördü sonra babasına gitti haber o günün sabahı saçlarımı yapmıştım her zamanki gibi hani bende öle çirkin kral değilim benimde teklifim çok olur okula gittim karneye 1 hafta falan vardı aşkımız ise daha başlarında sayılır 2 - 3 aylık filan ama karı koca bile olduk biz öyle benimsedik birbirimizi sınıfa geldi oturmiycam dedi otur dedim konuşmaya başladık çok şey yok buraya kadar dediginde o an işte o anı anlatıcak kelimem yok benim defterimin arasına yazdıgı o övgü dolu sözlerin oldugu kağıdı verdi altında VAZGEÇEMEDİGİM BİRİCİK AŞKIMA yazıyordu mükemmel bir şeydi derse girme dedim ve bir cam kenarında konuşmaya başladık anlattı ve mecbur oldugunu söyledi anlayışlı olmam gerekti ama ondan vazgeçemezdim okulu değiştiricekti babasıda gelmişti bende o değil ben değiştiririm dedim ve bitti çıktım gravatımı cebime sigaramı agzıma aldım ve eski pis hayatıma döndüm siz siz olun aşkınız için herşeyi göze alın ben ölümleri göze aldım ama onu alamadım sarıldım unutmiycam dedim alnından öptüm namusumsun dedim ve çıktım hala seviyorum menekşemi ve ondan başkası olmiyacak bizim sevdamız yarım kaldı yeminim yemin damarlarımdaki kan canım olsun ondan başkasını seversem bu can bana haram olsun elveda demeye dilim varmıyor hoşçakal sevdigim benden bu kadar ve biliyorumki hiç bir zaman beni unutmiyacak …

 alıntıdır

Sonraki Sayfa »
site ekle - Toplist

Kiisel


Zirve100 Site ekle