Fırtına Dindiğinde…
|
Cemal Reis, ellibeş yaşında bir kaptan emeklisi idi. Görev yaptığı süre içinde kaç sefer yaptığını sorduklarında, kendine has espri anlayışı ile “dokuz yüz bin sefer… olmamıştı daha…” diye cevap verirdi. Cemal Reis, emekli maaşı ile kıt kanaat geçinirdi; ama fakir de sayılmazdı. Hiç evlenmediği için, hep sıcak bir yuvanın, ona sevgileri ile hayat verebilecek bir eşin ve evlatların hasreti ile yanıyordu. Onu teselli eden tek şey, arada bir de olsa, eski teknesi ile balığa çıkmaktı. O sabah, her zaman olduğu gibi erkenden uyandı. Denizde kahvaltı etmeyi sevdiğinden, kalkar kakmaz nevâlesini hazırlayıp evinden fazla uzakta olmayan teknesine doğru yola koyuldu. Tabi’at, sabahın o erken saatinde, tüm sessizliği ile, reisin kanına huzurla karışık bir mutluluk şırınga ediyor ve reis, bu karışımın ruhundaki tesiri ile ıslık çalıyordu. Fakat, akşama doğru çıkan fırtına, tüm huzurunu birden kaçırıverdi. Zaten yılların üzerine bindirdiği bir yığın yükle eskiyen teknesi, kısa bir sürede alabora olmuştu. Çok kereler, böyle fırtınalarla karşılaştığından, sonuna kadar direnmesi gerektiğini biliyordu. . . . . . Sabaha karşı, onu bir kalas parçasına tutunmuş, baygın bir hâlde buldular. Fırtına, çoktan dinmişti. Reis, kurulanıp giyindikten sonra, umursamaz bir tavırla kendisini bulanlara sordu: “-Balıklarım nerede?” |
| Alper Şirvan 19 Aralık 1992 , Cumartesi Ankara, Fizik Tedâvi ve Rehabilitasyon Merkezi |
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar
Henüz Yorum Yok.
Yorum Yazın