DEPREM

Gece yarısı onu uykusundan uyandıran neydi. Birden, bir sallantının ortasında bulmuştu kendini. “Ne oluyoruz” diye düşündü. Ne oluyordu… Bir yandan uyku sersemliğini üstünden atmaya çalışıyor,bir yandan da hızlı bir şekilde düşünüyordu.”Oğlum,eşim!..Hemen aşağıya inmeliyiz. Üstüm başım…” Salonda uyumuştu. Hızla yatak odalarına yöneldi. Hem yürüyor,hem de oğluna ve eşine sesleniyordu.  Serkan , Ahmet!.. Yer sanki ayağının altından kayıyordu. Kalbide bedeninden aynı şekilde fırlayacakmış gibi atıyordu. Derinden derine bir çatırtı sesi duyuldu. Sanki yerin altı inliyordu. Uğultu ve sallantı devam ederken evin içinde devrilen eşyaların sesi geldi. Aynı anda Ahmet bey ve oğlu Serkan odalarından koridora çıktılar. Oldukları yerde birbirlerine baktılar. Gözgöze  geldiler. Aynı anda aynı şeyi düşündüler. Kirişlerin altı!..Kirişlerin altında durmak lazım. Sarsıntı çok şiddetli… Aman Allah’ım ev adeta bir ileri bir geri gidiyor. Yıkılacak,yıkılacak!..Dayanamıyacak galiba…Onlar kirişlerin altında adeta donmuş gibi dururlarken ev beşik gibi sallanıyordu…  Evin dar koridorunda üç yetişkin insan,üç ruh,üç nefes sessizce kabusun bitmesini beklediler. Çok uzun gelen bir zaman sürecinden sonra,nihayet sarsıntı durdu. Hemen el feneri,anahtar ve bir ceket alındı. Aynı anda elektrikler kesildi. El fenerinin yardımıyla hızla aşağı indiler. Karanlıkta merdivenler hem    yüksek,hem çok fazla görünüyordu. Apartman sakinleri aynı anda dairelerinden çıkmış olsa gerek yoğun bir trafik var merdivenlerde… Sonunda kendilerini zifiri karanlığın içinde buldular. Ohh… Nihayet açık havadaydılar.  Her yer karanlık ve garip bir sessizlik hüküm sürüyor. Oldukları yerde hiç kımıldamadan kendilerini,birbirlerini ve sessizliği dinliyorlar. Birdenbire karanlığı yırtan bir ses duyuldu:  — Ahh! Ahhh!… Ahhhh!..  Birine bir şey oldu,ama ne? Karanlıkta çığlık atan adamın sesini dinliyorlar şimdi… Sessizlikten yeniden sesler yükseldi:   — Ahh!.. Ahhhh!..  — Kim bu?  — Ahh!… Ahhhh!..  — Ses karşıdan geliyor.  — Yahu yardım edin adama!… Onlar kımıldamadılar,kımıldayamadılar ama komşu Hulusi bey o tarafa doğru seğirtti. Karanlıktan bir takım sesler geliyor şimdi,bir kuyudan çıkar gibi…   — Ayağı…   — Ahh!… Ahhhh!…   — Bir araba yok mu? Hastahaneye gitmesi lazım…   Aniden sesler çoğaldı. İnsanlar üzerlerine serpilen ölü toprağından aynı anda kurtuldular sanki… Sokaktaki arabalar ,evlerin yıkılma ihtimaline karşı  arsaların kenarına çekiliyor. Farların aydınlattığı yolda koşuşan bacaklar,kaçışan insanlar… Kurtulma iç güdüsü bu…   — Aman Allah’ım!  Bu nedir? Alevler…   — İlerde yangın var!…   — Ne depremdi ama…Hepimize geçmiş olsun.   — Geçmiş olsun. Uzun  sürdü. Mutlaka bir şeyler olmuştur bir yerlerde…   Bir komşu minübüsüyle yaralıyı hastahaneye götürdü. Yeni gelenler birbirlerine soruyorlar::    — Ne olmuş… Ne olmuş…    — Karşı apartmandan bir adam… Kaçayım derken ayağı kesilmiş…Çok kan kaybediyordu ,hastahaneye götürdüler…    Komşuların içi rahatladı. Neyse  adam  hastahaneye kaldırılmış. Orada gereken yapılır diye düşünüyorlar. Artık kendi işimize bakalım. Gözler karanlığa alıştı. Herkes sokağı boşaltıyor şimdi…Yan taraftaki arsaya gidiyorlar. Ahmet bey ve ailesi de yan taraftaki arsaya gittiler. Kaldırım kenarına oturdular. Apartman sakinleri birbirlerinin yakınındalar… Çocuklar ana ve babalarına iyice sokulmuşlar uykulu uykulu etraflarına bakıyorlar. Her kafadan bir ses çıkıyor:   — Ben uyuyordum,ne olduğunu anlamadım. Bir de baktım ki deprem oluyor.   — Ben de uyuyordum. Annem uyandırdı.   — Saat kaçta oldu deprem?   — Tam 3.02 ‘de . Hemen saate baktım.   — Çocuklar çok korktular…   — Allahım sen koru bizi ! Yarabbim…   Karanlıkta  sağa sola gidenler. Arabalarını kaldırım kenarına park eden insanlar…Korkudan birbirine sokulan insanlar. Ağlayanlar,ağlayanlar…   İtfaiyenin siren sesleri…Ne çok itfaiye aracı gidiyor. Yangın büyüdü.  Alevler karanlığı yararak gökyüzüne çıkıyor…   Bir araba geldi,yanlarında durdu. İçinden çıkan orta yaşlı bir bey önce apartmana baktı. Apartman karanlıkta bir heyula gibi gözüküyor ve yerli yerinde duruyordu Sonra heyecanla sordu:   — Metin nerede? Metin nerede?   — Hangi Metin.?…   — Metin Şen   — Bilmiyoruz. Buralardadır. Bir şeyimiz yok.   — Siz nerden? Sizde bir şey var mı?…   — Ben Avcılar merkez…Hiç sormayın. Karşımızdaki apartman çöktü. Beş kat… sadece en üst kattan iki kişi çıktı…   İnsanlar korkuyla başlarını çevirip konuşan adama sokuldular… Yürekleri taş kesilmiş…Beyinleri söylenenleri anlamak için uğraşıyor sanki…   — Yaaa!…Eee…— Yaa.. Enkazdan “İmdat! Bizi kurtarın “diye sesler geliyor. Karanlık… Yapılacak bir şey yok… Ellerini iki yana açıyor, çaresizcesine… Herkes “çok şükür bizim bir şeyimiz yok” diye düşünüyor. Yine eski yerlerine dönüyorlar. Yıkılan evi ve enkaz altında kalanları unuttular bile…Onlar şimdi kendi durumlarını düşünüyorlar. Yeni bir deprem olacak mı diye bekliyorlar. Yürekleri “pıt,pıt,pıt “ çarparak…arabaların radyoları dinleniyor merakla… İşte beklenen haber:    — İstanbul’da saat 3.02’de şiddetli bir deprem olmuştur. Deprem 45 saniye sürmüştür. Depremle ilgili haber merkezimize gelen bilgileri anında size ulaştıracağız…    Kadın içinden tekrarladı. 45 saniye. 45 saniye haa… Halbuki birkaç dakika gibi gelmişti. Korkumuydu bu uzun süre sallandı intibaını veren…kadın oturduğu yerden etrafını izlemeye ve haberleri dinlemeye devam etti her saat başı…Yeni gün nelere gebe ,diye düşündü. Neler oldu bu gece… Sabah ola,hayır ola… Merak ediyordu bir çok şeyi. Zaman zaman sarsıntılar  devam ediyordu. Ama bunlar ilk sarsıntı kadar korkutmuyor. Çünkü hem dışarıdalar,hem de emniyetteler bu açık arazide… Ama cep telefonları çalışmıyor. Haberleşme yok ne yazık ki…    Sinir bozucu uzun bir bekleyişten sonra  ortalık yavaş yavaş ağarmaya başladı. Etraf yavaş yavaş seçilmeye başladı. Güneş ufuktan yükselirken altın  ışıklarını yer yüzüne saçıyordu. Gerçeklerin su yüzüne çıkma zamanı gelmişti artık…   Saat 6.00’da eve girdiler. Onlar yeni girmişti ki bir sarsıntı daha oldu. Bu ilki kadar şiddetli değildi. Bu sefer dışarı çıkmadılar. Elektriklerin gelmesini beklediler. Elektrikler geldi. Televizyonu açtılar. Her kanalda deprem haberleri ve  görüntüleri… Deprem çok geniş bir alana yayılmış. Adapazarı,İzmit,Gölcük, Yalova ve İstanbul en çok zarar gören yerler…Bu büyük bir felaketti. Yaşanan  dehşetin görüntüleri yürek sızlatıyor. Enkaz,enkaz,enkaz yığınları…Altında çıkarılmayı bekleyen binlerce yaralı ve ölü insan…kırkbeş saniye süren güçlü bir tokadın izleri  ve sonuçları bunlar…Görüntüler korkunçtu. Aile fertleri oturdukları kanepede arkalarına yaslandılar ve birbirlerine baktılar üzüntü dolu gözlerle… Sonra hepsi birden derin bir nefes aldı. Sonra hepsi birden derin bir soluk aldı. Çıkan  solukta ucuz kurtulmanın ve yaşamanın  sıcak sevinci gizliydi sanki… her şeye rağmen hayat güzeldi ve yaşanmaya değerdi…          paert 20.09.1999   

Etiketler:

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın

(gerekli)

(gerekli)