İHTİMAL (Seni yaşamak … )

Posted by PearL | Sevgi ve Aşk | Çarşamba 13 Ocak 2010 23:27

SENİ YAŞAMAK
TANIDIK BİR SOKAKTA YÜRÜMEK GİBİ
kaybolmayacağımı bilerek
TENHASINDA TELAŞLIYDI ADIMLARIM
adım attıkça büyüyordu duvarların
büyüyordu gözümde mesafesiz uzaklığın
SENİ YAŞAMAK
SICAK BİR GÜLÜŞE YASLAMAKTI YORGUN KALBİMi
SENSİZ KALMAKTI SOĞUK KALDIRImlarına inat
sesin uzaklaştıkça günden geceyE
GÖZLERİNE BIRAKTIĞIM SEVGİ Yİ
GÜNEŞTEN ÖNCE BULMAK İSTEĞİMDİ…

SENİ YAŞAMAK
TANIDIK YALNIZLIĞIMA SON DAVETİMDİ
ÜRKEK OLMADAN ÇAĞIRMAKTI İHTİMALLERİ
DÜŞECEĞİNİ BİLSEDE , SIMSIKI VE YÜREKLİ
GURUR KÖPRÜSÜNÜ YALINAYAK GEÇMEKTİ

SENİ YAŞAMAK SADECE İHTİMALDİ
İZİN VERDİĞİN KADAR YANIMDA KALAN…
BÜTÜN MÜSADELER SENİN
KALAN İHTİMALLER DE BENİMDİ,

Ne kadar gidiyorsan o kadar yürüyordum sana
Ne kadar susuyorsan o kadar anlattım ..
Seni sayfalarca yaşamak isterdim ama
Yazılmamış satırları kadere bıraktım ….

Sevgi Uzblack.

alıntıdır

Yanıyorum,Kanıyorum,Acıyorum ben sana.

Posted by PearL | Sevgi ve Aşk | Çarşamba 13 Ocak 2010 23:26

Yanıyorum,Kanıyorum,Acıyorum ben sana.
Al işte gelincik sana hayali bir sevda.
Bir sevdaki hayali bulutların ardında.
Seviyorum dediğim gün,bana baktığında,kopardın yüreğimi,
attın dağlar ardına.
Yanıyorum dedim ya yalan,
küm oldum ben aslında.
Arıyordum buldum sende ,
Kerem’in bulduğunu aslında.
Aslı bir yangın yeri,Kerem ise odundu.
Arıyorum dedim ya geçti o dündü.
Kanıyorum dedim ya yalan,
kan kalmadı içimde.
Ben sende gördüm Ferhat’ın
gördüğünü şirinde.
Dağları da aşardım,çölleri de geçerdim,
Bir yer ayırsan bana hayalinde düşünde.
Acıyorum dedim ya yalan,
acıyacak ruh kalmadı ki bende.
Ruhumu liğme liğme kopardın gözlerinle.
Bedenim bir kuş olsa bıraksam ellerinde.
Sevmedi,
Ne Mecnun Leyla’yı,
Ne Kerem Aslı’yı,
Nede Farhat Şirin’i.
Hiçbiri birbirini.
Sevginin aslı çünkü
İlahi olanıdır.
Aşık olduğu hepsinin,onları yaratandır…

alıntıdır

Her kalp aldatır sonunda…

Posted by PearL | Sevgi ve Aşk | Çarşamba 13 Ocak 2010 23:22

Kimseye kendimden çok güvenmiyorum…
Her kalp aldatır sonunda…
Ve her düşünce yalnızlığa düşer
Terk edilince…
Her insan bencildir aslında yaralandığında,
Ve her seferinde ”bir daha asla” der, düşünmeden…
Sureti silik bir asladır bu aldanır her seferinde…
Tecrübe koyar adını,
Atar bir kenara…
Yeri gelince kullanmak için,
Biriktirir tüm yanlışlarını…
Tüm yaşanmışlıklarını…
Eskimiş ne varsa rafa kaldırılır,
Suretler değerini kaybetti sanılır.
Zamanı geldiğinde yeniden açar sayfaları,
yeri gelmiştir tüm biriktirdiklerini kullanmak için fakat
“Hayır” der ”bu sefer farklı olacak,
Eskilerle canımı sıkmayacağım, hatırlamayacağım…”
Ta ki; yeni bir yanılgıya düşene kadar….
Bir gün aniden yalnızlık tekrar çalar kapıyı,
Kaç kere tıklatır anlayamazsın.
Ama bilirsin geldiği zaman, anlarsın.
Hani kapı üstündeki dürbünden bakarsında,
İstemediğin biri geldiğinde açmazsın kapıyı.
Hayata da fark etmediğin o dürbünden bakarsın hep,
Görürsün geldiğini ama öyle bir şansın yoktur
Yalnızlığın geldiğinde…
Sen açmasan da o kapıda mutlaka bir delik bulur,
Kaçışın yoktur,
İstemesen de sızar içeri girer.
Bir koku sarar etrafı,
Senin yamaladım sandığın o yalnızlık,
Yanı başında eski bir dost gibi durur öylece.
Tozlu raflarında saklanan sen
Dört bir yana dağılırsın,
Eskimiş anıların yeninden saçılır ortalık yere.
Eder bulur yeniden,
Değer kaybetti sanılan suretler.
Gözyaşı yeniden yerini alır,
Boşaltmak için tüm hayatını
O iki gözün gördükleriyle.
Her gözyaşı ikiye bölünür aslında.
Geçmişe ve hiç gelmeyecek olana,
Yaşananlara ve yaşanmadan kalanlara…
Her biriktiriliş birazda kendinden gidiştir aslında
Ve dönüştür yaşatana, hatırlanana…
“Tüm bunlar aklımdan geçerken elimi işletiyor düşünceler ve hüznümün yapışkanlığı arsızca çoğaltıyor yüreğimde…”
fz

Kimseye kendimden çok güvenmiyorum… Her kalp aldatır sonunda… Ve her düşünce yalnızlığa düşer Terk edilince… Her insan bencildir aslında yaralandığında, Ve her seferinde ”bir daha asla” der, düşünmeden… Sureti silik bir asladır bu aldanır her seferinde… Tecrübe koyar adını, Atar bir kenara… Yeri gelince kullanmak için, Biriktirir tüm yanlışlarını… Tüm yaşanmışlıklarını… Eskimiş ne varsa rafa kaldırılır, Suretler değerini kaybetti sanılır. Zamanı geldiğinde yeniden açar sayfaları, yeri gelmiştir tüm biriktirdiklerini kullanmak için fakat “Hayır” der ”bu sefer farklı olacak, Eskilerle canımı sıkmayacağım, hatırlamayacağım…” Ta ki; yeni bir yanılgıya düşene kadar…. Bir gün aniden yalnızlık tekrar çalar kapıyı, Kaç kere tıklatır anlayamazsın. Ama bilirsin geldiği zaman, anlarsın. Hani kapı üstündeki dürbünden bakarsında, İstemediğin biri geldiğinde açmazsın kapıyı. Hayata da fark etmediğin o dürbünden bakarsın hep, Görürsün geldiğini ama öyle bir şansın yoktur Yalnızlığın geldiğinde… Sen açmasan da o kapıda mutlaka bir delik bulur, Kaçışın yoktur, İstemesen de sızar içeri girer. Bir koku sarar etrafı, Senin yamaladım sandığın o yalnızlık, Yanı başında eski bir dost gibi durur öylece. Tozlu raflarında saklanan sen Dört bir yana dağılırsın, Eskimiş anıların yeninden saçılır ortalık yere. Eder bulur yeniden, Değer kaybetti sanılan suretler. Gözyaşı yeniden yerini alır, Boşaltmak için tüm hayatını O iki gözün gördükleriyle. Her gözyaşı ikiye bölünür aslında. Geçmişe ve hiç gelmeyecek olana, Yaşananlara ve yaşanmadan kalanlara… Her biriktiriliş birazda kendinden gidiştir aslında Ve dönüştür yaşatana, hatırlanana… “Tüm bunlar aklımdan geçerken elimi işletiyor düşünceler ve hüznümün yapışkanlığı arsızca çoğaltıyor yüreğimde…”

alıntıdır

Yalnızlık!..

Posted by PearL | Sevgi ve Aşk | Çarşamba 13 Ocak 2010 23:21

Her kimliğe doğuştan yazılı tek uğraşıdır.İnsanın bir yaşama sırasında tek sermayesi, sahip olduğu tek şeydir.Kıymetini bilmelidir dedi.Yalnızdır insan, hep kalabalıklara karışmak helal çubuğundandır.
Kalabalık yalnızlıklar, yalnız kalabalıklar oluşur, şehir şehir, ülke ülke. Kalabalık arttıkça artmaktadır yalnızlık da.
İnsan bir ölümü istemez bir de ondan daha beter bir yalnızlığı. Ama ikiside muhakkak gelir başa bir yalnız yaşama sırasında.
Ölüm deği ama yalnızlığın bir tek çaresi verdır dedi.Tek çaresi aşktır bir yalnız yaşama sırasında nefes almanın. Aşk da zaten iki yalnızın ortak bir yalnızlıkta buluşmasıdır dedi.Aşık olun gösterin birbirinize yalnızlıklarınızı.
Nasılsa ayrılık insanın kendi tek kişilik yalnızlığını özlemesi ki sade ölüm değil ayrılık da yaşamı temsil eder.
Evet söyledi.
Ya da ben duydum.
Duyduğuma göre elbette söyledi bir ses söyledikçe usulen söylenir olan bu sözleri, evet duydum söyledi.Her duyuşumda ağladım ve en çok ağlayışım sırasında duydum. Kalbim tutanak tuttu duyduklarıma.
Soruldu dedi cevap alarak, yaşamak dedi tek marifetimiz biraz özen gösteriniz.
Zulüm kimse zalimlik yapmayınca biter, mazlumlar dahil dedi,
Ama yapmayın o daha bir çocuk dedi tanrı.
Ya gördüm neyleyim insanlar vardı duvarın içinde ya ben hep duvara konuştum, ya duvar değildi konuştuğum içinde insanlar var.
Nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar. Bilmiyorum belkı de ben gerçekten delirdim. Onlar haklı belkide içinde değil duvarların insanlar, sadece arasındalar!..

alıntıdır

SAKLANAN SEVDALAR

Posted by PearL | Sevgi ve Aşk | Çarşamba 13 Ocak 2010 23:19

Çoğumuz duygularını saklamanın daha doğru olduğunu sanıp ne kadar yanılıyoruz değil mi? Oysa sevgi beslenmeli, karşılıklı özveriyle desteklenmeli. Her gün yeni bir sürpriz için çaba sarfedip sevgiyi yaşatmak için emek vermeli. Ama ne yazık ki evliliklerde garanti gözüyle bakıp hiç emek harcamadığımız gibi hesapsızca tüketip, har vurup harman savuruyoruz sevgileri.

Ne yazık…

Oysa ne zor bulunur sevgiler. Özellikle karşılıklı olanı yakalamak ne küçük bir olasılık. Ama
kaybetmek ne kadar kolay ve çabuk. Koca bir sevginin katili oluveriyoruz çarçabuk. Bence sevgi katilleri de yargılanmalı ve cezaya çarptırılmalı. Çünkü kapanması ve onarımı olanaksız bir ton yara bırakıyor ardında.Sonra bir ton da yaralı insan. Öleceğiz zannedip ölmüyoruz acısından. Ama sürüm sürüm sürünüyoruz.Sonrasında yeni sevdalara kuşkuyla bakıp olası mutluluklara kapatıyoruz pencerelerimizi. Korunmak adına anlamsız kaçak güreşler daha da yoruyor insanı.Şöyle kararlı, tutup koparıverecek, ayaklarımızı yerden kesecek kadar cesur birini bekleyip ömür tüketiyoruz. Bir de bakıyoruz ki yolun sonuna gelivermişiz. Ne çabuk geçmiş zaman. Ne kolay tüketilmiş sevdalar. Ne hesapsız harcayıp ne derin yaralar açmışız. Bir o kadar yara da biz edinmişiz hayattan. Hayatın son durağında, mevsim çoktan kışa dönmüş, gelecek vasıtayı bile kestiremez olmuşuz.

Neyin adına peki…

Ahh Korunma iç güdüsüyle sakladığımız seviler ahh…
Üstelik taze tüketilmesi gerekirken saklamaya kalkıştığımız, hem de saklama koşullarına da uyulmadığından çürümüş, kokuşmuş, çürüdükçe de etrafını çürütmeye devam eden, tümörleşen, duygu depocukları ne çok canımızı acıtmış. Bize sunulmadan bayatlamış ve sunulduğunda da besin zehirlenmesine yol açmış seviler. Hayat ne bayat noktasına gelmişiz bu yüzden. Ve ne kadar geç kalmışız hayata.
İşte hayat bu.
Ben de galiba hayat ne bayat noktasında, gelecek vasıtayı kestiremiyorum artık.Umarım siz tazeyken tüketmeyi becerebilirsiniz duygularınızı ve hayat arkadaşınızı besin zehirlenmesinden kurtarırsınız. Çok mutlu olmanız dileğiyle….

CAN DÜNDAR

SAKLANAN SEVDALAR Çoğumuz duygularını saklamanın daha doğru olduğunu sanıp ne kadar yanılıyoruz değil mi? Oysa sevgi beslenmeli, karşılıklı özveriyle desteklenmeli. Her gün yeni bir sürpriz için çaba sarfedip sevgiyi yaşatmak için emek vermeli. Ama ne yazık ki evliliklerde garanti gözüyle bakıp hiç emek harcamadığımız gibi hesapsızca tüketip, har vurup harman savuruyoruz sevgileri. Ne yazık… Oysa ne zor bulunur sevgiler. Özellikle karşılıklı olanı yakalamak ne küçük bir olasılık. Ama kaybetmek ne kadar kolay ve çabuk. Koca bir sevginin katili oluveriyoruz çarçabuk. Bence sevgi katilleri de yargılanmalı ve cezaya çarptırılmalı. Çünkü kapanması ve onarımı olanaksız bir ton yara bırakıyor ardında.Sonra bir ton da yaralı insan. Öleceğiz zannedip ölmüyoruz acısından. Ama sürüm sürüm sürünüyoruz.Sonrasında yeni sevdalara kuşkuyla bakıp olası mutluluklara kapatıyoruz pencerelerimizi. Korunmak adına anlamsız kaçak güreşler daha da yoruyor insanı.Şöyle kararlı, tutup koparıverecek, ayaklarımızı yerden kesecek kadar cesur birini bekleyip ömür tüketiyoruz. Bir de bakıyoruz ki yolun sonuna gelivermişiz. Ne çabuk geçmiş zaman. Ne kolay tüketilmiş sevdalar. Ne hesapsız harcayıp ne derin yaralar açmışız. Bir o kadar yara da biz edinmişiz hayattan. Hayatın son durağında, mevsim çoktan kışa dönmüş, gelecek vasıtayı bile kestiremez olmuşuz. Neyin adına peki… Ahh Korunma iç güdüsüyle sakladığımız seviler ahh… Üstelik taze tüketilmesi gerekirken saklamaya kalkıştığımız, hem de saklama koşullarına da uyulmadığından çürümüş, kokuşmuş, çürüdükçe de etrafını çürütmeye devam eden, tümörleşen, duygu depocukları ne çok canımızı acıtmış. Bize sunulmadan bayatlamış ve sunulduğunda da besin zehirlenmesine yol açmış seviler. Hayat ne bayat noktasına gelmişiz bu yüzden. Ve ne kadar geç kalmışız hayata. İşte hayat bu. Ben de galiba hayat ne bayat noktasında, gelecek vasıtayı kestiremiyorum artık.Umarım siz tazeyken tüketmeyi becerebilirsiniz duygularınızı ve hayat arkadaşınızı besin zehirlenmesinden kurtarırsınız. Çok mutlu olmanız dileğiyle…. CAN DÜNDAR

alıntıdır

Benden seni anlatmamı isteseler, bir yürek anlatırdım

Posted by PearL | Sevgi ve Aşk | Çarşamba 13 Ocak 2010 23:18

Benden seni anlatmamı isteseler, bir yürek anlatırdım içinde kocaman bir dünya…Dünya da kocaman bir fener ve sevgi yolu aydınlatanDeselerdi ‘’yaz onu’’ yazardım en güzel şiirleri, dilsiz istekleri, dipsiz kuyu sarnıçlarında yuvarlanan aşkları.Yazardım; parmaklarım morarıncaya, yüreğim yorulup duruluncaya kadar.Deselerdi ‘’çiz onu’’çizerdim dünyayı, dünya her tarafı yediveren gülleri yedi renk açan en mevsimsiz çiçeklerin açtığı nakışlı, oyalı özenli bir dünya ve korkardım çiçeklerin yaprakların solmasından.Deselerdi ‘’KİM O ?’’O derdim o işte…Yüreğinde deryaları taşıyıp da tek bir dünyalıya konuşamayanO sınırsız sevgi deryasında yelken açıp giderken sevgisini utangaç kişiliğine gömen biri.Ve o derdim, beni sabahlara kadar kendisini düşünmek zorunda bırakan insafsızın biri. O konuşsa yüreğimdeki allı tebessümlerde kaybolurdum. Konuşsa yanmadan yıkılmadan söndürürdü beni derdim.Sigaram kadar tiryakisi olduğum, içkim kadar başımı döndüren, görmediğim kadar özlediğim, özlediğim kadar dokunamadığım. Dokunamadığım kadar ürkek,Ve o derdim yaşayıp da yitirdiğim değil, yaşamayıp da bilmek istediğim. Konuşmasını beklediğim, kızıl dudaklarına hasetlendiğim,Hasretiyle eridiğim, yanımdayken bile özlediğim,Gittiği yolu kıskandığım, aydınlık günlerimi aradığım ‘’O’’ derdim

Benden seni anlatmamı isteseler, bir yürek anlatırdım içinde kocaman bir dünya…Dünya da kocaman bir fener ve sevgi yolu aydınlatanDeselerdi ‘’yaz onu’’ yazardım en güzel şiirleri, dilsiz istekleri, dipsiz kuyu sarnıçlarında yuvarlanan aşkları.Yazardım; parmaklarım morarıncaya, yüreğim yorulup duruluncaya kadar.Deselerdi ‘’çiz onu’’çizerdim dünyayı, dünya her tarafı yediveren gülleri yedi renk açan en mevsimsiz çiçeklerin açtığı nakışlı, oyalı özenli bir dünya ve korkardım çiçeklerin yaprakların solmasından.Deselerdi ‘’KİM O ?’’O derdim o işte…Yüreğinde deryaları taşıyıp da tek bir dünyalıya konuşamayanO sınırsız sevgi deryasında yelken açıp giderken sevgisini utangaç kişiliğine gömen biri.Ve o derdim, beni sabahlara kadar kendisini düşünmek zorunda bırakan insafsızın biri. O konuşsa yüreğimdeki allı tebessümlerde kaybolurdum. Konuşsa yanmadan yıkılmadan söndürürdü beni derdim.Sigaram kadar tiryakisi olduğum, içkim kadar başımı döndüren, görmediğim kadar özlediğim, özlediğim kadar dokunamadığım. Dokunamadığım kadar ürkek,Ve o derdim yaşayıp da yitirdiğim değil, yaşamayıp da bilmek istediğim. Konuşmasını beklediğim, kızıl dudaklarına hasetlendiğim,Hasretiyle eridiğim, yanımdayken bile özlediğim,Gittiği yolu kıskandığım, aydınlık günlerimi aradığım ‘’O’’ derdim

alıntıdır

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

Posted by PearL | Sevgi ve Aşk | Çarşamba 13 Ocak 2010 23:00

Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek…
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki…
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN…
Can YÜCEL

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek. Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun? ”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek. Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun? Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek… Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun? Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak. Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun? Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek. Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun? Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak. Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun? Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime. Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun? Nereden bileceksin? Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi… Isırmazdım dilimin ucunu… Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım. Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda… Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım. Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize… Ve her kulaçta haykırırdım seni.. Ama sen hiç benimle olmadın ki… YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN… Can YÜCEL

alıntıdır

YOKLUĞUN BUZ GİBİ SOĞUK… ÜŞÜYORUM

Posted by PearL | Sevgi ve Aşk | Çarşamba 13 Ocak 2010 22:59

Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes… “Üşüme” diye seslenmeni isterdim… Bir el olmanı isterdim, bir kol… “Özledim” deyip sarılmanı… En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma… Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya … Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi bilirim. Kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı…

Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak, uçmak isterdim…

Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı… Bütün dallar kesik… Yokluğun buz gibi soğuk… Üşüyorum… Yüreğim donmuş sanki, gözlerim de…
Ateşler içinde bedenim… Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar…

Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde ağrılı şiirler topluyorum gecelere…

Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok…
Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz…

Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum… Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin… Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü… Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya…

Susuyorum artık derin derin… Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi… Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya
anlaşılmaya… Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, hicranımı bir tılsımla…

Yüreğim kanrevan, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak…

Gel, yalnızlığıma arkadaş olsun sevgin, umut olsun… Gel ağlayan gözlerimi sil, ki, hesapsızca,sınırsızca, sevsin yüreğim. Bir adımız Aşk olsun…

Gel, yüreğim ol, bedenim ol, her ölümümde yeniden hayat ver. Elim, ayağım, canım ol… Gecem - gündüzüm ol… Ağlayan gözlerim ol ve her damlada yeniden doğur umudu… Yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım dünyaya, ne kadar çok sevdiğimi …

Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, şiirler sislenmeden… İslenmeden geceler … Sonra ölüm gelsin… Sonra ölüm gelsin…

Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi….

alıntıdır

SEVGİYİ TARİF ETMEYE KALKSAM, SENİ ANLATIRDIM DÜNYAYA

Posted by PearL | Sevgi ve Aşk | Çarşamba 13 Ocak 2010 22:56

Korkunun olduğu yerde aşk yoktur. Cesarettir sevmek. Düzenlere,oyunlara,kötülüklere meydan okumaktır. Sevmek; uzaklaşmaktır yalandan,bencilliği hiçe saymaktır. Bir başka açıdan da inanmaktır sevmek.Gerçekten inanmaktır, tümden inanmaktır. İnsan sevince; sevdiğine bütünvarlığı ile teslim olmamışsa, yeteri derecede sevmemiş demektir. Ve ona kayıtsız şartsız inanmıyorsa, sevgiden bahsetmeye bile hakkı yoktur.

Kıskançlık; inancımızın bütünlüğü ölçüsünde besler aşkı. Şüpheyse öldürür.Şüphenin olduğu yerde inancın yeri olmaz. Sevgiden bahsedilemez orada.Kıskançlıksa; kutsal bir duadır, dudağında sevenlerin.

Sevmek; var olmaktır bir bakıma,derinden bakılınca yokluğa benzer.Sevmek bütünlenmektir. Çok seven eksildiğini zanneder,oysa artmaktır sevmek, çoğalmaktır. Çevrenin gözlerimizden silinmesi, önce bir eksilme hissi verir insana. Fakat o her şeyimizi varlığı ile doldurdukça arttığımızı anlarız. O bir tek kazanç, bütün kayıplarımıza bedeldir.

Bir an gelir; her şeyi onunla değerlendirmeye başlarız. O bugün mutluysa yaşamak güzeldir. Kabımıza sığmayız. Şarkılar söylemek gelir içimizden. O kederliyse, gözlerimizde herşey kederlidir artık. Bütün güzellikler bir bir yitirirler anlamlarını. O anlarda ölümü düşünür de, yine ölemeyiz kurtulamamak için.

Yanmaktır, tutuşmaktır sevmek ve yaşadıkça hiç sönmemektir. Dinle, sana sevmenin ne olmadığını söyleyeceğim önce. Ne olduğunu sonra anlayacaksın.

Dinle, sevmek alışveriş değildir. Geometri değildir, aritmetik değildir. En değerli şeydir belki, ama karşılığında hiçbir şey alınmaz. Karşılıksız bir çeke atılmış kuru bir imza değildir sevmek. İskambil kağıdı değildir, zar değildir, bir dilim değildir, hesap pusulası değildir sevmek.

Sevginin bedeli yine sevgiyle ödenir, altınla değil. Sevilmekse; sevmenin mükafatıdır ancak, karşılığı değil. Bir sevgiye eş bir başka sevgi olamaz. Çünkü her sevgi birbirinden büyüktür. Sevgi tartılamaz, sevgi ölçülemez. Sevgi; gram değildir, mesafe değildir. Derinlik sanırsınız, yüksekliktir o. Sevgi; dudak değildir, göz değildir, saç değildir. Sandalye değildir sevgi, yatak değildir, çarşaf değildir. İçki değildir, içemezsiniz fakat herşeyden güzeldir sarhoşluğu. Geçip karşısına seyredemezsiniz, manzara değildir, tablo değildir, heykel değildir. Okuyamazsınız kitap değildir. Bilmece değildir, çözemezsiniz. İsteseniz de içinizden atamazsınız. Kan değildir, kesip damarınızı akıtamazsınız. Siz ağladıkca o güçlenir içinizde. Akmaz, gözyaşı değildir. Kuş değildir uçmaz, çiçek değildir koklanmaz. Bitmez çile değildir. Ne desen o değildir sevmek.

alıntıdır

Kaç bahar kaldıysa ömrümde benim o kadar umudum var

Posted by PearL | Sevgi ve Aşk | Çarşamba 13 Ocak 2010 22:51

“Güzel olan hiçbir şey eskimez”dedi dostum.İncecik bir sızı duydum, sustum…Gözlerimi kapayıp kana kana içtim kelimelerini.Eskimiyordu hiç, biliyordum…Senin gözlerimde hiç eskimediğin, eskimeyeceğin gibi…

Ben seni bulmak için tüm dünyayı dolaşabilirdim ama sen buldun beni.Bende kaybettiğim beni…Uzansam sana, dokunmak bir şey değil yanmaktan korkuyorum.Korktukça kaçıyorum senden, kaçabildiğim kadar uzağa…Ne kadar uzağa kaçsam o kadar yanıbaşımda oluyorsun sonra…

Ben de kalemimi elime alıp yazıyorum.Tükenmez kalemim tükeniyor,konuşan dilim lal oluyor, anlatamıyorum seni kağıtlara…

Yaşam aşk rengine büründükçe dağlar hasrete yükleniyor.Dağlar taşır mı bu yükü bilmem ama ben eziliyorum hasretten.Aşkın tedavisi yok mu? Acılar çekiyoruz ve tel tel kopuyor hayat ellerimizden.

Uzanıyorum, tutamıyorum kopan ipleri.Dur ve bak şimdi geçmişe. Neredeyiz?Başta mı, sonda mıyız, yoksa bu sokağın adı aşk çıkmazı mı?

Her bahar bir başlangıç ve her güzel şey umuda yeni bir adım. Hadi çıkalım saklandığımız kuytudan. Sobelendik çoktan. Çıkalım ve geçen bahar gibi umudumuzu uçuralım kendi gökyüzümüzde bu baharda.

İzin verelim martı seslerine, çekelim içimize çiçek kokularını papatya bahçemizde…Hadi çıkalım saklandığımız kuytudan ve kaçalım bu dünyadan..

Yorulduk…Yıprandık…Ama her bahar umut demek hala…

Umudum var ama yine de gözlerim yanıyor…Göz pınarlarım kuruyuncaya kadar ağlıyorum…

Sonra yüreğimde ebem kuşağı çıkıyor. Her renkte seni görüyorum. Mavi hayallerimizi, sarı bizi ısıtan güneşi çağırıyor aklıma.

Tut ki bu bahar da diğer baharlar gibi bitsin.Ne çıkar…

Kaç bahar kaldıysa ömrümde benim o kadar umudum var…..

alıntıdır

Sonraki Sayfa »
site ekle - Toplist

Kiisel


Zirve100 Site ekle