Mayıs, 2008 Arşivi

İstanbul’u Dinliyorum

İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı.
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor derken
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık;
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı,
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular,
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim […]


Hayal Şehir

Git bu mevsimde, gurub vakti, Cihangir’den bak!
Bir zaman kendini karşındaki rüyaya bırak!
Başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan;
Güneşin vehmi saraylar yaratır camlardan;
O ilah isteyip eğlence hayalhanesine,
Çevirir camları birden peri kaşanesine.
Som ateşten bu saraylarla bütün karşı yaka
Benzer üç bin sene evvelki mutantan şarka.
Mestolup içtiği altın şarabın zevkinden
Elde bir kırmızı kaseyle ufuktan çekilen
Nice yüz bin senedir şarkın ışık […]


Gidişin

Gidişin ölümüydü umutlarımın
Güllerin yüreğimde can verişiydi
Ufkumda her akşam hüzünlü ve dalgın
Seninle batan ömrümün güneşiydi
Ardında bir İstanbul bıraktın öksüz
İçimde yokluğun ateşini yaktın
Karanlıklar ortasında güpegündüz
Yıkılmış dağılmış bir adam bıraktın
Gün, gün yaklaşan bir şey var; ölüm mü ne?
Değilse içimde bu ürperti neden!
Dolaşan kim benimle deli divane
Güzel olan herşeydi seninle giden
Şimdi bütün hayallerim yoksul kaldı
Gittin, BANA BU REZİL İSTANBUL […]


Denizin Kentini Yaktım

Vızıldayıp duran kafamın ortasında
Denizin kentini yaktım
Hurma şırıltılarıyla
Denizin kentini yaktım
Beni çocukluğumdan koparan
Denizin kentini yaktım
Bir kent kadın kabuklarından
Denizin kentini yaktım
Miras kalmış bir alevle
Denizin kentini yaktım
Veli ağaçlarla kalbi atan mermerle
Tanrıyı anarak kalbi atan
Cami sütunları boğdu
Sararmış gözyaşlarıyla
Kararmış denizin kentini
İstanbul ey sevgili şehir
Dön dön karadan gelen sesime
Son veren zaman yatırında
Denizden getirilen biçimine
Sezai Karakoç


Bahar Sarhoşluğu

İlk sevgilinin gülüşüne benzer
Bir Nisan havası değil mi esen?
Zincirlere, kelepçelere inat,
Kanatlarımı açmak zamanıdır;
Allaha ısmarladık kaldırımlar.
Giyenler düşünsün dar elbiseyi,
Ölçülü sözü, hesaplı adımı
Ben kurtuldum kafeste kuş olmaktan;
Saltanat sürer gibi uçuyorum,
Erik ağacı gelin olduğu gün.
Hayranım bu şehrin bacalarına
İrili ufaklı hep bir ağızdan.
Nasıl derinden bu gökyüzüne doğru
Bir türkü söylüyorlar öyle sessiz!
Dumanın daim olsun güzel baca!
Yuvası saçakta kalan kırlangıç,
Yavrusu dallara […]


Canım İstanbul

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım…
İstanbul,
İstanbul…
Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik…
Bulutta şaha […]


Zamanda Yolculuk

Alaca karanlık Ay’ın ışığı ile birlikte koyu mavi gibi gözüküyordu.Ortalık sap sakindi.Şırıl şırıl akan ırmağın sesinden başka ses yoktu.Yaşlı meşenin gövdesi yosun ile kaplanmıştı.dallarından uzun uzun sarmaşıklar sarkıyordu.Şırıl şırıl akan ırmağın sesi bir şarkının nağmeleri gibi çıkıyordu.Irmağın içinde inci kadar beyaz,beyaz güneş ışınları saçan bir istiridye vardı.İstiridyenin içinde altın kaplamalı,güneş sarısı, rakamları Romence olan bir […]


Kum Çulluğu

sahilde, yaşadığım yerin yakınında ona rastladığımda altı yaşında idi. altı mil uzaktan otomobilimle gelmiştim.
kumdan bir şato veya ona benzer birşey yapıyordu. gözleri gök kadar maviydi.
“merhaba” dedi. sadece başımı sallayarak cevap verdim. kendimi, bir çocukla uğraşacak kadar iyi hissetmiyordum.
“bir bina yapıyorum” dedi.
önem vermeden;
“görüyorum. nedir o?” diye sordum.
“bilmiyorum. sadece kuma dokunmak istiyorum.”
iyi bir fikir diye düşündüm ve […]


Ağaç`ı Kazımak

Oğlum ”Bak bu ağaç büyük,uzaktan görülecek bir büyüklükte ismimi kazıya bilirim”.
Arkadaşı “Tamam,ben hemen şu sağda duran masanın yanındaki çam ağacını görüyor
musun,oraya gidiyorum.İnsanların ordan rahatça görebileceği şekilde büyük yazarsın,ben
sana söylerim”.”İyi fikir,ben başlıyorum”.Elindeki bıçakla büyükçe harflerle ismini kazımaya
başlamıştı.
Yirmi dakika sonra
Arkadaşı seslenir “Bitti mi?”.”Evet bitti”.”Çekil bi de göreyim.Oo harikasın çok güzel
görünüyor.”Arkadaşı oğlumun yanına koşar.”Bıçağı tutarmısın?Bende bakmak
istiyorum”.Bakar ve geri […]


Dağılmak Zorundaydı Sis

Başlangıç o kadar mükemmeldi ki sonunun bir o kadar kötü bitmesi kaçınılmazdı. Yağmurlu günde itiraf edilen sevgiler, gizli gizli elele tutuşmalar, sık sık yazılan şiirli mektuplar, ve kimbilir daha neler neler…
Zamanla nasıl oldu böyle yabancılaşmalar, düşman gibi atışmalar, savaşlar…
Kaçınılmazdı herşey diye düşündü.Oysa biten bitmiyordu gerçekten bitmeden bitemiyordu.
Geriye kalan acılar, kırılan umutlar, bir sis gibi dağılıyordu […]